rehnüma sultan 9 Takipçi | 3 Takip

aşka dair...

2007-09-12 00:09:00

aşk işte ötesi yok.aşk dersin ve orda kalırsın gerisi gelmez. hiçbir zaman anlatılmaz,yaşanır çoğu zaman. ve bir sevgili bulursun bir gün giydiriverirsin aşk elbisesini ona ve giyersin ateşten gömlek misali aşkı işte o an zaman durur,yaşamaya başlarsın analatamadığın aşkı artık susmak yaraşır bundan sonra aşk karşısında sen susarsında kalbin başlar anlatmaya gözlerini kapatır dinlersin aşkı ve dinlenirsin aşk da eskimiş zamanın bütün yorgunluğu gider o anda ve son kez dersin aşka son kez; hoş geldin ey aşk!ben sana aşık oldum ve sende yaşamaya başladım şimdi sende bende yaşa!......... Devamı

uzatma dünya sürgünümü benim

2007-09-05 16:50:00

  senin kalbinden sürgün oldum ilkin bütün sürgünlüklerim bir bakıma bu sürgünün bir süreği bütün törenlerin şölenlerin ayinlerin yortuların dışında sana geldim ayaklarına kapanmaya geldim af dilemeye geldim affa layık olmasamda uzatma dünya sürgünümü benim güneşi bahardan koparıp aşkın bu en onulmazından koparıp bir tuz bulutu gibi savuran yüreğime ah uzatma dünya sürgünümü benim nice yorulduğum ayakkabılarımdan değil ayaklarımdan belli lambalar eğri aynalar akrep meleği zaman çarpılmış atın son hayali ev miras değil mirasın hayaleti ey gönlümün doğurduğu büyüttüğü emzirdiği kuş tüyünden ve kuş sütünden geceler ve gündüzlerde insanlığa anıt gibi yükselttiği sevgili en sevgili ey sevgili uzatma dünya sürgünümü benim   bütün şiirlerde söylediğim sensin suna dedimse sen leyla dedimse sensin seni saklamak için görüntülerinden faydalandım salomenin                                                                         belkısın boşunaydı saklamaya çalışmam öylesine aşikarsın bellisin kuşlar uçar senin gönlünü taklit için ellerinden devşirir bahar çiçeklerini deniz gözlerinden alırsonsuzluğun haberini ey gönüllerin en yumuşağı en derini sevgili en sevgili ey sevgili uzatma dünya sürgünümü benim   yıllar geçti sapan ölümsüz iz bıraktı toprakta yıldızlara uzanıp hep seni sordum gece yarılarında çatı katlarında bodrum katlarında gölgendi içimi aydınlatan eşsiz lamba hep kanlıcada emirganda kandillinin kurşini şafaklarında seninle söyleşip durdum bir ömrün baharında yazında şimdi onun birdenbire gelen sonbaharında sana geldim ayaklarına kapanmaya geldim ... Devamı

talihsiz sevgi

2007-09-04 16:33:00

talihsizlik,sevdiğinin başkasını sevmesi ya da iyilik düşündüğün insanın sana zarar vermesi. Devamı

aşk

2007-09-04 16:21:00

  yakut el-hamevi anlatıyor:bir adam imam şafinin yanına gelip kağıda yazılı şu beyti gösterdi:   mekke müftüsüne sor haşimoğullarından aşkı kavurursa ne yapar insan?   imam şafi satırların altına şu beyti yazdı:   sevgisini tedavi eder,sonra aşıkını gizler boyun eğip kadere olanlara sabreder.   kağıdı getiren adam yazılanları alıp götürdü. daha sonra kağıdı yeniden getirdi.kağıtta bu kez şunlar yazılıydı:   sevgisini nasıl tedavi edebilirki tutktsu genci öldürmektedir her gün yudum yudum kederi içmektedir.   bunun üzerine şafi cevabı yazdı:   eğer sabretmezse başına gelenlere onu ancak ölüm kurtarabilir. İMAM ŞAFİ  ... Devamı

bana sor sevgili

2007-08-26 23:28:00

  bana sor sevgili kaari',sana ben söyliyeyim, ne hüviyyette şu karşında duran eş'arım;   bir yığın söz ki,samimiyyeti ancak hüneri; ne tasannu' bilirim,çünkü,ne sanatkarım.   şi'r için gözyaşı derler;onu bilmem,yalnız, aczimin giryesidir bence bütün asarım!   ağlarım ağlatamam;hissederim söyliyemem; dili yok kalbimin,ondan ne kadar bizarım!   oku,şayed sana bir hisli yürek lazımsa; oku,zira onu yazdım,iki söz yazdımsa.         MEHMED AKİF... Devamı

taşları yemek yasak

2007-08-24 17:19:00

      ormanın derinliklerinde yürümekte olan bir avcı ağaçlardan biri üzerinde bir levha görmüş. levhanın üzerinde şu sözler yazılıymış:TAŞ YEMEK YASAKTIR.bu alışılmadık uyarı karşısında avcı meraka kapılmış.levhanın asılı olduğu ağacın önündeki ayak izlerini takip etmeye başlamış ve izlediği yol onu bir mağaraya götürmüş.mağaranın ağzında bir derviş oturmaktaymış ve avcı yeterince yaklaştığında konuşmaya başlamış.        zihnine takılan soruyu biliyorum.şimdiye kadar taşları yemeyi yasaklayan bir uyarı levhası hiç görmedin,çünkü insanların taş yemeye zaten ihtiyaçları yok.insanları zaten yapmaya eğilimleri olmayan bir konuda uyarmak niye?insanlar arasında taş yeme adeti yoktur,onlara yapmayacakları şeyi yapma demenin ne anlamı var?        ancak şuna dikkat et:insanlar arsında adet haline gelmiş,öyle alışkanlıklar vardır ki,bunlar insan için tıpkı taş yemek gibidir.eğer zararı bakımından düşünürsen taş yemekten çok daha büyük tahribat yapan işlerdir bunlar.bunlar taş yemek kadar budalaca,insanın öz niteliklerine yabancı tutum ve davranışlardır.eğer insan acınacak haldeyse,insanlar arasında zulüm,haksızlık,merhametsizlik,yozlaşma ve ihanet hüküm sürüyorsa bunun sebebi insanların sanki taş yermişcesine yedikleri bunca nesneden,taş yemeye mümasil tavırlardan doğmaktadır.         senin levhayı gördüğün yerde bir pınar olmuş olsaydı ve ben oraya su zehirlidir yazmış olsaydım sen bunu manalı bir söz sayacak,yerinde bir uyarı kabul edecektin.büyük bir ihtimalle de benim ayak izlerimi takip edip buraya gelmeyecektin.çünkü yasaklanan şey senin aklına uygun gelecekti.gerçekte suyun zehirli olduğunu yazan insanın emrine uymuş olacaktın.kendi aklına uyduğunu sanarak benim keyfime uygun davranmış olacaktın.ama orada taş yemeyi yasaklayan bir levha gördün ve acaba bunun hikmeti nedir diye kendine bir yol açtın.bende sana insanların gerçekte y... Devamı

sevgili duası

2007-08-22 19:13:00

RABBİM! bir insanı koy kalbime ama o insan seninde sevdiğin birisi olsun.ve beni öyle bir insana sevdirki,o insanın kalbinde sen olasın.ki ben o insanın kalbinde seni bulayım. beni öyle bir insanla buluşturki,benden önce onunla buluşmuş olan sen olasın.onunla elele tutuştuğumda ikimizin elinin üstünde senin elin olsun.bana öyle gözler göster ki ben o gözlerden sana bakayım.bana öyle bir sevgili ver ki,bakışı cennee açılan iki pencere olsun.onunla öyle bir yolda yürüyelim ki kılavuzumuz sen olasın EY RABBİM! öyle bir sevgili verki bana ona sarıldığımda kainat bize bakıp birbirine sarılsın.bize öyle bir sevgili ver ki RABBİM sevgimizden MUHAMMED sevilsin............. Devamı

aşkın tefsiri

2007-08-22 18:56:00

çün kalem ender nüvişten muşitaft çün bi ışk Âmed kalem ber hod şikaft akl der şerhaş çü har der gil bihüft şerh-i ışkü aşiki hem işk güft   kalem ki çarçabuk yazıp gidiyordu.aşkın tefsiri bahsine gelince tahammül edemiyerek yarıldı.akıl,aşkın şerhinde çamura batmış merkep gibi aciz kaldı.aşkında aşıklığında şerhini yine aşk söyledi. Devamı

mührelenmiş şehir

2007-08-21 19:28:00

  mühre,kağıt,kumaş gibi,hat ve tezhipte kullanılan malzemelerin yüzeyini düzeltmeye ve parlatmaya yarayan yuvarlakça ve yumurta biçimindeki aletin adıdır.        eski zamanlarda kağıtların parlatılması ve düzeltilmesi işinde kullanılırdı.mühre aletiyle yapılan kağıtların matlığı ve pürüzleri giderildiği için kaleme ve fırçaya uygun hale gelmiş olur,böylece yazı veya tezhip,daha güzel göründüğü gibi,zamana da dayanıklı olurdu.        işte fetih,osmanlıların elinde mat ve pürüzlü istanbul kağıdının üzerinden geçirilen mühreydi.bizansın elinde parlaklığını kaybetmiş olan bu şehir fetih mühresiyle mührünü vuracak ve tıkanmış damarları açılarak gerçek fethe kanatlanacaktı.şehrin silinmiş,okunmaz olmuş kimliğini fetih yeniden okunur kılacak,'ebediyete çakılı bir yıldız gibi' parlatacaktı.         zira yine eski kültürümüzde altın ve gümüş ezmek için yeşim taşından yapılan ucu kıvrıkça, küçük havan tokmağını andıran alete de mühre denilirdi.bu durum da ise fetih,ölümsüzlüğü simgeleyen yeşim taşından mamul bir alet,istanbul ise henüz işlenmemiş altın lülçesi gibidir.külçe yeşimle ezildikçe tozlar şehrin üzerine serpilmekte ve ölümsüzlük vasfı kazanmaktadır.velhasıl FATİH in 1453 te konstantiniyye yi fethi,şehrin damarlarına yeni bir ruh,yeni bir enerji ve hayat üflemek ve potansiyel enerjisini kinetik enerji haline çevirmek işlemi olarak değerlendirilmelidir.                                                           mustafa armağan                        &... Devamı

SEVDİM SENİ

2007-08-19 19:45:00

  fariğ olmam eylesen yüzbin cefa sevdim seni böyle yazmış alnıma kilk-i kaza sevdim seni ben bu sözden dönmezem devr eyledikçe nuh felek şahid olsun aşkıma arz u sema sevdim seni   bend-i peyvend-i dilim ebru-yı gaddarındadır rişte-i cem'iyyetim zülfi siyeh-karındadır hastayım ümmid-i sıhhat çeşm-i bimarındadır bir devasız derde oldum mübtela sevdim seni   ey hilal-ebru dilin meyli sanadır doğrusu suy-i mihraba nigahım kec-edadır doğrusu ra kaşından inhidaf etsem riyadır doğrusu ya savab olmuş veya olmuş hata sevdim seni   bi-gubarım hasret-i hattınla hak olsam yine sıhhatim ruh-ı lebindendir helak olsam yine tiğ-i gamzenden kesilmem çak çak olsam yine hasılı beyhude cevr etme bana sevdim seni   galib-i divaneyim ferhad-u mecnuna sala yüz çevirmem olsa dünya bir yana ben bir yana şem'ine pervaneyim perva ne lazımdır bana anlasın bigane bilsin aşina sevdim seni                                            şeyh galib... Devamı