rehnüma sultan 9 Takipçi | 3 Takip

aşkın vav hali

2007-10-04 21:22:00

Ey aşkın binbir başlı vav hali Ey sonsuz kavram Gaflet vaktinde Gel gönlümün üstüne Usta bir hattatım ben Aşkı çizerim mekânlara Aşk sığmaz ki bu ummana Vav olur gözlerimiz Bürünürüz canlara Bir seyyah gibi Gelip göçen, göçüp giden Bu mekândan mekân’a Demem o ki Tarifini yapamam ben imkâna Bir hattatım Zamana vav çizmekteyim Hilalin dolunaya Dolunayın hilale dönüştüğü zamana Ve mahlukat Nefes nefes aşk çekerken Mevla’ya Üstümde aşk kokusu var Yaşadıkça beni yontar Ve benzetir insana Elimde vav Gönlümde vav Gözümde vav Dem dem vav kesilirim Beni insan yapana Ey kalbimden geçeni bilen Allah’ım “Kulum” de kâfi bana İster nârına garket İster nuruna Mehmet Ekici     Devamı

muteşem bir eser...

2007-09-30 18:32:00

Devamı

tanrı senin kötülüğünü istemez

2007-09-30 17:58:00

          senin nasıl huzur bulacağını rabbin senden iyi bilir.                                yaratan nasıl bilmez... kendine bulacağın yollar içinde,en iyisi onun seni çağırdığığ yoldur.                         senini için doğru olanı o bilir.                       senin iyiliğini senden çok o bilir.                    sen yüreğinde olanı gizleme yeter ki....                               umutlarını ona bağla. yüreğinin fısıltılarına ses verirsen,onun söylediklerini duyabilirsin.           gürültünün ortasında ruhunun sesini duymaya çalış...            yolda yürürken ayağın sürçse buna kahredersin.  şemsiyesiz sokağa çıksan apansız yağan yağmura kötü dersin                              sızlanır,şikayetlenirsin. işler senin istediğin gibi tıkır tıkır yolunda gitmeyiverse herşeyin,                 herkesin sana cephe aldığını düşünür,                       sinirden küplere binersin... Devamı

silku's-sulÛk

2007-09-30 01:26:00

muhabbet denizcilerinin gemileri ve dostluk nehirlerinin dalgıçları şöyle der: muhabbet kelimesini,sevgiliden canı dahil hiç bir şeyini esirgmeyen kimseye yakıştırmak daha doğrudur.bir defasında zengin birisi,bir dervişe:'ben seni çok seviyorum' dedi. derviş,yalan söylüyosun diye karşılık verdi.zengin:benim yalan söylediğimi nasıl bildin? diye sordu. senin atının iki çulu var.halbuki böyle bir kış gününde benim bir tek kilimim bile yok;bu nasıl birmuhabettir?diye cevap verdi.muhabbetin hakikati senin sahip olduğun her şeyi sevdiğine verip,ondan kendine bir şey bırakmamandır.evet,sen maşuku müşahede için tetikte olmadığın müddetçe,maşuk sana bir defa bile nazar etmez.bir büyük zat şöyle der:senin insan dediğin bir avuç toprağın elinde,gökyüzündeki meleklerin bile geremeyeceği bir yay vermişler.bununla kasdettiğim aşktır. azizim!aşık,her an için hangi yolla sevgiliye ulaşacağının veya hangi hile ile sevgilininkendine bağlanacağının düşüncesinde olur. iyi dinle!şöyle anlatırlar:bir padişahın kızının kolu kırılmıştı.o şehirde kırıkçılıktaki mahareti ile tanınan son derece güzel ve zarif bir genç vadı.kızın elini sarması için onu getirdiler.kız onu görünce hemen aşık oldu.kırıkçının göz kırpması kızın aklını başından aldı.genç her gün geliyor ve kızın durumunu kontrol ediyordu.kolu iyileşince gelmez oldu.kız evden kaçacak duruma geldi.bu sırrı dadısına açtı ve genci tekrar eve getirmek için çarenin ne olduğunu sordu.dadısı şöyle cevap verdi:kolu kırmaktan başka çare yoktur.   aşk,kan dökücü bir zülüf nahşebi! herkes bilmez ki aşk gecesini aşıkların abdesti gönül kanıyla ne garip mezheptir şu aşk mezhebi   ZİYAÜDDİN-İ NAHŞEBİ... Devamı

bir yoruma cevap

2007-09-29 00:07:00

aşk için acı çekmek...eğer sonunda hiç bitmeyecek bir aşka,hiç ölmeyecek bir sevgiliye ulaşacaksam neden olmasın ki..acı mecnunu yaktıve o yanışla yandı pişti,züleyha pişmanlığın acısıyla yandı pişti.yusufu ararken mevlayı buldu.mevlana belki şemsin hasretinden dedi:hamdım,piştim yandım.pervane niye attı ateşe kendini,yanmak için değilmi?yandı,acıdı belki bütün azaları aşkta yok olmadı mı?işte bütün bu yanışlar ve ulaşılan makam acı sayesinde değil mi?bunun için aşık dememiş mi:lütfunda hoş kahrında! evet belki bu makamlar bizlere çok uzak,bunları yaşayabileceğimi de iddia edemem.ama hiç değilse karınca misali yolunda ölmek olabilir değil mi?kimseyle cennette buluşmayı beklemiyorum,toz pembe bir aşk peşinde de koşmuyorum.belki hiç bitmeyecek,ölmeyecek olan sevgiliye döner aşkım diye bekliyorum.ve bunun için dualarınızı bekliyorum..... Devamı

aşk iyi bir imtihandır

2007-09-23 00:38:00

     KEREM İLE ASLI,ferhad ile şirin ve aşık garip hikayelerininanlatıldığı köy odalarına tesadüf etmediğim için,kendimi hep nasipsiz addettim.onlar,bizden önceki devirlerin güzellikleriydiler ve bizim için tarih olmuşlardı.bu hikayeleri anlatanlar keremin,aşık garbin türkülerini koşmalarını söyleyenler ve o isimsiz aşıklar gıpta edilecek admlardır benim gözümde.kalbimin bir köşesi,bu aşıkların ibtidai sazlarıyla çalıp söyledikleri türkülerle hala açık durmaktadır.      televizyon çağının bir çocuğu oln ben,kerem ile aslıyı,aşık garip hikayesini,ferhad ile şirini ancak' maarif vekaleti nin' neşrettiği resiml nüshalardan okuyabilecektim.bütün kalbimle itiraf edrim ki,bir orta mekteb talebesinin sÂfiyane duygularıyla takip edilen bu serüvenler,bugün bile tesirini ruhumda yaşatıyor.şiirle,türküyle,anlatımın yalınlığı içinde duyulan buruk macera;aşkın dağları delen gücü,hikayeleri bütün tazeliğiyle bugüne taşıyor.hikayeleri böylesine sağlam kuran halk muhayyilesine hayranlığımı bir kere daha ifade etmek istiyorum.       ne sürükleyici maceradır o!aşık kerem ile sadık arkadaşı sofu,aslının peşi sıra yollara düşerler,diyar diyar dolaşırlar;ahlat,van,muş,kars,erzurum,erzincan,kayseri,haleb...bir gün ağrı dağına geldiklerinde,dumandan yolu şaşırırlar.kerem,'aman sofu'der,'getir benim sazımı,bakalım şu dağ aşık halinden anlar mı?'dokunur sazının teline:'sana derler ağrı dağı/ne yamandır başın senin/belirsizdir yazın kışın/hiç tükenmez kışın senin.'aşık,türküyü tamam ettikte bihikmetillah duman çekilip gider.'zorlu bir maceradan sonra haleb de aslıya kavuşan kerem,tam onunla evlenecekken bir keşiş büyüsüne kurban gider.o büyü ile tutuşup yanar.onun kıvılcımından tutuşan aslıda ayny akibete uğrar.ve onlar,ancak cennette buluşurlar.       keremin,aşık garibin türkülerini söyleyen aşıklarda,bu hikayeleri köy odalarında,evlerde kahvelerde anlatan ve d... Devamı

masal

2007-09-22 01:03:00

doğuda bir baba vardı batı gelmeden önce onun oğulları batıya vardı   birinci oğul batı kapılarında büyük törenlerle karşılandı sonra onuruna büyük şölen verdiler söylevler söylediler babanın onuruna gece olup kuştüyü yastıklar arasında oğul yarınki masmavi şafağın rüyasında bir karaltı yavaşca tüy gibi daldı içeri öldürdüler onu ve gömdüler kimsenin bilmediği bir yere baba bunu havanın ansızın kabaran gözyaşından anladı öcünü alsın diye kardeşini yolladı   ikinci oğul batı ülkesinde gezerken bir ırmak kıyısında bir kıza rastladı dağların tazeliğinde bal arılarının taşıdığı tozlardan ayna hamurundan ay yankısından samanyolu aydınlığından inci korkusundan gül tütününden doğmuş sanki anne doğurmamışda gök doğurmuş onu saçlarını güneş detelemiş yıllarca peşinde koştu onun kavuşamadı ama ona batı bir uçurum gibi girdi aralarına sonra bir kış günü soğuk bir rüzgar alıp götürdü onu ve ikinci oğulu sivri uçurumların ucunda buldular onulmaz çılgınlıkların avucunda baba yağmurlardan anladı bunu yağmur suları acı ve buruktu işin künhüne varsın diye yolladı üçüncü oğlunu   üçüncü oğul batıda çok aç kaldı ezildi yıkıldı ama bir iş buldu bir gün mağazada açlığı gidince kardeşlerini arayacaktı fakat batının büyüsü ağır bastı iş çoktu kardeşlerini aramaya vakit bulamadı sonra büsbütün unuttu onları şef oldu buyruğunda bir çok kişi kravat bağlamasını öğrendi geceleri gün geldi mağazası oldu onu parmakla gösterdiler patron oldu ama hala uşaktı ruhunda uşaklık yuva yapmıştı çünkü bir gün bir hemşehrisi onu tanıdı bir gazinoda ondan hesap sordo oda sırf utançtan babasına bir çek gnderdi onunla baba bu kağıdın neye yarayacağını bilmedi yırttı ve oynasınlar diye köpek yavrularına attı bu yüklü çeki iyice yaşlanmıştı ama vazgeçmedi koyduğundan kafasına dördüncü oğlunu gönderdi batıya   dördüncü oğul okudu bilgin oldu kendi oymak ve ülkesini kendi görenek ve ülküsünü günü geçmiş bir uygarlığa yordu ken... Devamı

ah,nerede o gelecek ramazanlar!

2007-09-15 12:34:00

         gözünüz aydın ramazan geldi!yine yağmurlarla geldi.içimize aydınlık,ağzımıza gül kokusu ve yüzümüze yumuşaklık getiren oruç geldi.inanın,belki hiç bu kadar özlememiştik ramazan ayını.bu sefer ayrılık uzun sürdü.geçen bir yılda dünyamız öylesine karadı;öylesine acı,keder ve lüzumsuz olaylar sardı ki etrafımızı,içimiz dışımız dünya oldu.oruç yetişmese imdadımıza,boğulacaktık.her yanımızda dikenler oluştu.ruhumuz ve kalbimiz adamakıllı yaralandı.İYİ Kİ GELDİN ORUÇ.yılda bir böyle yıkanmasak,bir çok şeyin boş ve anlamsız olduğunu hatırlayıp bırakmasak onları belli ki büsbütün çıldlracağız yahut bambaşka yaratıklar olup çıkacağız.        şimdi oruç vakti.bir güzel arınma vakti.ruhumuzu yeniden aşılayabiliriz,ramazan ayı en iyi aşılama ayıdır çünkü.şöyle bir kendimize dönüp dünyayı dünya ile uğraşanlara bırakıp içimizdeki şehri imar edebiliriz artık.şehrin kandillerini yakıp ALLAHA koşabiliriz.bilirsiniz oruç ALLAHA koşma mevsimlerinin en verimlisidir.        değişen hayat ve değerlerle birlikte ramazan,oruç ve onunla hayat giren unsurlarda büsbütün değişti.oruç çoktan gündelik hayatın dışına,eve belki de insanın ruhuna ve vicdanına itildi.ramazanla gelen oruç kuşatması değil,bir çeşit ramazan folkloru ve ramazan edebiyatı oluyor gitgide.toplum,oruçsuz ramazanlar icad ediyor kendine.görkemli sofralar,lüks otellerde iftar yemekleri,sahurlar,toplantılar,gazetelerde yemek tarifleri,televizyon ekranında yanık sesli hafızlardan kur'an-ı kerim ve ilahiler,klasik musiki ziyafetleri:derken bayram ve tatil...ama oruç,asıl ramazan demek olan ve kulluğun çok özel bir boyutunu oluşturan oruç?yemekler,eğlenceler,nostaljiler arasında kaybolup gidiyor o.        ilk bakışta tatlı ve masum bir aryışı yansıtır görünen'ah nerede o eski ramazanlar?'sözünde insanlar iyi bir kaçış ve avunma yolu bılmuşlardır.oruçtan çok,onun edebiyatına kaçıştı... Devamı

adı aşk

2007-09-15 00:27:00

derd-i mihnetdir beladır adı aşk bir marazdır ibtiladır adı aşk   andadır raz-ı adem sırr-ı vücud hiçdir yokdur bekadır adı aşk   eylemekdir kendüyi mahz-ı reca cümleden kat'-ı recadır adı aşk   can u canandan müberra muttasıl bir bilinmez müdde'adır adı aşk   şimdi galib bir şerh-i ali cenab gönlümüzle aşinadır adı aşk... Devamı

muhteşem köle

2007-09-15 00:19:00

ben mecnun,efendim hilleli mehmed fuzulinin dizelerinde yaşayan köle....çilek idim kazanlara attılar,kağıt diye pazarlar da sattılar.hücrelerim iki tomarı doldurmuştu,bağdat çarşısında iki koyuna takas edildim ve kendimi hilleli lirik şairin kulu bildim.onun evinde aşkı tanıdım,sonra acıya alıştım,aşk mektebinde yıllar yılı leylayı çalıştım.yazıldım kitap oldum,dile geldim,söyledim,hitap oldum.ben kays!...o muhteşem köle!...ve sultanım leylaaaaaaaaaa!..... Devamı