rehnüma sultan 9 Takipçi | 3 Takip

bir aşk hikayesi

2007-11-01 21:16:00

                                      Geceleri balkonda ışığın etrafını alan pervane böceklerini fark etmiş miydik hiç?Ya onların aşk uğruna yaşadıklarını bilir miyiz? Yani pervanenin mum ışığıyla yaşadığı aşkın hikayesini…Aşk bir farkına varış, bir idrak seviyesidir… ‘Aşk odu önce ma’şuka, andan âşıka düşer.’ derler, malum. Yani aşk ateşi önce sevilene ondan sonra sevene düşer. Önce sevilende bir ateş yanmalı ki pervane onun etrafında dönsün, pervane o ateşi görsün, sonra aşkının farkına varsın… Pervane aşkını ispat edebilmek için gördüğü anda ışığı, etrafında dönmeye başlar. Bir cezbedir bu. Bu cezbenin gittikçe daralan bir çemberi vardır. Işığın etrafında döner, döndükçe biraz daha yakından dönmek ister. Işığı gördüğü anda aşkı ilmel yakin olarak tanıyan pervane, onu aynel yakin bilmek istediği için gittikçe mumun etrafındaki çemberi daraltıyor. Çember daraldıkça pervanenin aşkı artıyor, şevki artıyor, coşkusu artıyor. Coşkusu arttıkça da cesareti artıyor. Aşk cesaret işidir, neticede. Ve pervane cesaretle kanadını şöyle bir değdirir ateşe. İlk lezzettir işte o acı. Acı verir, yakar içini. Ama ona verdiği acı o kadar hoşuna gider ki, daha fazla dönmeye başlar. Acı ve lezzet… Birbirine zıt bu iki duygunun bir arada olması nasıl mümkün… İşte bu noktada, azabın ve acının lezzet olmasındaki sırrı yakalamak gerek.Azap kelimesi azp kelimesinden türüyor. Azp lezzet demek. Azabın ne olduğunu buna göre ölçün ve düşünün. İşte kanadının ucunu bir defa yaktığı zaman pervane ilk azabı duyar; fakat öyle bir lezzettir ki o azap… Bu azap ve ondan alınan lezzet, insanı yavaş yavaş nefsinden sıyırıp vuslatı mümkün kılar. Bu sefer daha büyük bir cesaretle kendini ateşe atarcasına gider ışığı kucaklar.Ve burada ateş pervaneyi yakar kavurur. ... Devamı

ZARİF İNSAN

2007-11-01 20:36:00

1940'ta Ankara'da doğdum. Rahmetli babam hakimdi. Bu vesile ile çocukluğum Güneydoğu'da geçti. İlkokula Siverek'te başladım. Maraş ve Ankara'da bitirdim. Ortaokula ise Kızılcahamam'da başladım, liseyi Maraş'ta tamamladım. Aslen Maraşlıyım. Ceddimiz 300 yıl kadar önce Kafkasya'dan Maraş'a gelip yerleşmişler. Bunlar üç kardeşmiş ve içlerinden birinin adı Zarif'miş. İşte bizim aile bu Kafkasyalı Zarif'ten geliyor. Daha çok bu sebeple olacak Kafkasya'yı çok seviyorum. Edebiyata lise yıllarında şiir ve kompozisyonlar yazarak başladım. Usta hikayeci Rasim Özdenören, şair Erdem Beyazıt, şair Alaaddin Özdenören ile aynı sıralarda okuduk. Liseden sonra İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Alman Dili ve Edebiyatını bitirdim. Öğrenciliğim sırasında çalışmak zorundaydım. Muhtelif gazetelerde sayfa sekreteri olarak çalıştım. Bu yüzden tahsilim biraz ağır aksak ilerledi. Bütün bunlar zarfında vazgeçmediğim,değişmeyen, istikrarlı bir yönüm vardı,o da şairliğim ve yazarlığımdı. Bir yerde çok titiz bir insanım,bir bakıma da hiç titiz değilim. Görünüşte bir düzensizlik içindiyim,ama her şey zihnimde benim de şaştığm bir disiplin ve düzen içindedir. Şu masanın halini görüyorsun.Çekmecelerde öyle. Ama söyleyin bir şey onu gözüm kapalı çıkarayım. Hayatımda öyle. Bir telaş içinde parçalanmış gibiyim. Ama saati saatine proğramlanmışımdır. Şiiri de ne zaman yazacağımı bilmiyorum.Memur gibi. Durum öyle gerektiriyor. Sezai Karakoç Ağabeyin yayınladığı Diriliş dergisinde şiirlerim yayınlandı. Ağabeyin sohbetlerinden ve yazdıklarından çok şeyler öğrendik.Her anlamda bizim hocamızdı. Yetişmemizde çok büyük faydası oldu. Sonra Nuri Pakdil ve arkadaşlarının yayınladığı Edebiyat dergisinde yazdım. 1976'dan itibaren ise ben, Erdem Beyazıt, Rasim Özdenören, Akif İnan ve Nazif Gürdoğan'nın kurucuları olduğu Mavera dergisinde şiirlerim, bir-iki hikayem, senaryo çalışmalarım, günlüklerim ve "Okuyucularla" ismini verdiğimiz sohbetleri... Devamı

can mehmedim

2007-10-29 21:13:00

                    yurduma çöktü hüzün                    tüm millet oldu bütün                    kalpler,yürekler yandı                   duygular coştu bugün                     hakkari dağlarında                   hain eller pusuda                   yollara tuzak kurdu                   can  Mehmedimi vurdu                     adana kırşehire                   sinopa merzifona                   kara haber tez uçtu                   yüreklere kor düştü                    yıllardır aynı yangın                  ocaklara od oldu                 al bayraklı tabutlar                 düğün ... Devamı

ordunun duası

2007-10-25 15:57:00

                      1 yılmam ölümden Yaradan,askerim; orduma ''gazi'' dedi peygamberim bir dileğim var,ölürüm isterim: yurduma tek düşman ayak basmasın!   Âmin!desin hep birden yiğitler, ''ALLAHU EKBER'' gökten şehitler Âmin!Âmin!ALLAHU EKBER!                       2 Türk eriyiz,silsilemiz kahraman... müslümanız,Hakk'a tapan müslüman. putları ALLAH tanıyanlar,aman, mescidimin önüne çan asmasın.   Âmin!desin hep birden yiğitler, ''ALLAHU EKBER!'' gökten şehitler Âmin!Âmin!ALLAHU EKBER!                     3 millet için ettimi ordum sefer, kükremiş aslan kesilir her nefer. döktüğü kandan göğe vursun zafer, toprağa bir damlası boş akmasın.   Âmin!desin hep birden yiğitler, ''ALLAHU EKBER!'' gökten şehitler, Âmin!Âmin!ALLAHU EKBER!ALLAHU EKBER!                     4 ey ulu PEYGAMBERİMİZ nerdesin? dinle minaremde öten gür sesin! gel,bana yar ol ki cihan titresin! kimse dönüp süngüme yan bakmasın...   Âmin!desin hep birden yiğitler, Âmin!Âmin!gökten şehitler, Âmin!Âmin!ALLAHU EKBER!ALLAHU EKBER! MEHMED AKİF... Devamı

suskun deniz

2007-10-20 23:15:00

     derin denizlerin sükutu büyüler beni.içimi bir heybet hissi kaplar.benliğimi haşyet duyguları istila eder.kalbim ürpermelerle dolar.dalgalı denizler, durgun mavi denizler kadar heybetli gelmez bana.göklerin suskunluğu da öyle. gök gürlemeleri,mavi derinliklerin heybetini siler diye düşünmüşümdür hep. sükut her zaman daha manalı,daha derindir.     ''ulvi olan sükuttur,gayrisi zaaftır''diyor vigny.şair bir kurt avında bunu farkeder. dişisiyle birlikte iki yavrusunu kurtarmak için,ay ışığının alaca karanlığında vahşi bir ormanda bir erkek kurdun verdiği asil savaştan çok etkilenir şair.erkek kurt kendisine ve yavrularına saldırmak üzere olan avcıları hissetmiştir.kurdun bütün kaçış yolları kesilmiştir.karşı koymak ve hayatından kahramanca feragat etmekten başka çaresi yoktur.pençelerini,az sonra kendisine mezar olacak karlara saplar ve bekler.av köpeklerinin en yavuzunu gözüne kestirir ve onu haklar.köpeğin boynu erkek kurdun dişleri arasındadır.avcılar habire ateş ederler.kamalarını kurdun böğrüne kabzalarına kadar saplarlar.fakat kurt hiç inlemeden,ızdırabını sessizce yudumlayıp,öylece düşmanlarına bakmaktadır.       kurdun gözlerinde sükutun heybeti belirmiştir.bu heybet şaire,ağlamanın inlemenin ve yalvarmanın ancak bir zillet olduğunu anlaır.erkek kurt kaderin kendisine yüklediği vazifeyi ifa etmiş,ızdırap çekmiş;ama inlemeden ölmüştür.       bu asil hayvan,şaire,sevdiklerini yaşatmak için,hayattan feragat etmeyi,fedakarlığı da öğretmiştir.      evet;hiçbir şiir ve söz,sükut ve amel kadar tesirli olamaz.bir ingiliz atasözü,''hareketler kelimelerden daha gür sesle konuşur.''diyor.kalbe sözden çok sükuttan manalar akar.insan evrendeki sükutu anlayabilseydi,kim bilir belkide söz olmayacaktı.insanlar sükutun dilinden anlayacak,derin ve manalı bakışlarla konuşacaklardı.ve ses,sükutun heybetini bozamayacaktı. ... Devamı

mekke

2007-10-15 00:23:00

      şuur farkında olmaktır.insanı hayvandan ve eşyadan ayıran fark bilinçtir.ibadeti adetten ayıran şey niyettir.niyet ise kasıttır.bilinçsiz niyet olmaz.akşama dek aç-susuz bir yerde mahsur kalan kimse oruçlu sayılmaz,ayağı taşa takıldığı için alnı yere gelene secde sevabı yazılmaz.        hacca eskiden develerle gelinirmiş,umreye de öyle.deveyle gidilirmiş arafata,müzdelifeye,minaya.şimdilerde ford marka,mercedes marka arabalarla gidiliyor.fakat hacı deve olmadığı gibi,hacı ford,hacı mercedes de olmuyor.niçin olmadığı belli:şuuru yoktur da onun için.       şu anda bu satırları harem-i şeriften yazıyorum.yani ''kentlerin anası'' mekke'den;İbrahimin,Hacerin,Muhammedin(hepsine salat ve selam)diyarından.bunca gurbete,bunca kahra,bunca ihanete rağmen bu şehrin ruhu dipdiri.bu şehirde insanın ta içine işleyen bir yerler var,o 'şey'insanı yüreğinden tutup sarsıyor,sallıyor,sarıyor,sarmalıyor.insan ruhu,bu şehrin ruhuyla bütünleşiyor;KÂbenin,yani taşın kalp atışlarını duymaya başlıyorsunuz.taşların da bir kalbi olabileceğini keşfediyorsunuz.bunun için gerekli olan en asgari şey''şuur''.        ya şuur yoksa?        olayın birdenbire niteliği değişiyor,hac ve umre ''dinsel turizm'' halini alıyor.işte o zaman sonucun vehameti karşısında içiniz yanıyor.içinde kalp yerine taş taşıyan kişi,Kabenin taşında atan kalbi nasıl görüyor?o altın zarfına sarılıp mektubunu okumadan yırtan zavallı rolünde.parmak ayı gösterirken aya değil parmağa bakıyor.''camdan'' bakması gerekirken ''cama'' bakıyor,tabii ki kendi soluğunun buğusundan başka bir şey göremeyecek ve düştüğü acınılası durumu farketmeden ''birşey görünmüyor ki!''diyecektir.       osmanlı üsküdarı ''harem''ilan etmiş,''Mekk... Devamı

NEY MANZUMESİ

2007-10-07 16:57:00

   İçi boş,benzi sararmış, ona āşıktır māye,            Derd-i hicrān ile inler eder âh leylâye.            Arzeder hıçkırarak aşkını hep mevlâye,            Bak neler söyletiyor Hazret-i Mevlânâye!     Bu cihānın ötesinden geliyor nağmeleri,            Kanatır sîneyi, kalbi, deler elbet ciğeri.            Erişir mi buna kudret, buna insan hüneri,            Bak neler söyletiyor Hazret-i Mevlânâye!            Bu ne aşkın, bu ne derdin, bu ne mestin sesidir,            Bu ne tizin, bu ne evcin, bu ne pestin sesidir.            Bu ezelden geliyor, bezm-i elestin sesidir,            Bak neler söyletiyor Hazret-i Mevlânâye!            Arşa çıktıkça bu ses, sanki felekler tutuşur,            Melekûtun tabakâtında melekler tutuşur.            Yayılır nefhası āfāka yürekler tutuşur,            Bak neler söyletiyor Hazret-i Mevlânâye!            Alalı sırrı ezelden tutuşur bağrı yanar,            Ayrılıklarda yananlar acaba neyle kanar?            “Erinî” derken o cānâna hep eczāsı... Devamı

mevlananın yedi öğüdü

2007-10-07 16:51:00

1.cömertlil ve yardım etmede akarsu gibi ol. 2.şefkat ve merhamette güneş gibi ol. 3.başkalarının kusurunu örtmede gece gibi ol. 4.hiddet ve asbiyette ölü gibi ol. 5.tevazu ve alçakgönüllülükte toprak gibi ol. 6.hoşgörülükte deniz gibi ol. 7.YA OLDUĞUN GİBİ GÖRÜN,YA GÖRÜNDÜĞÜN GİBİ OL.   Devamı

AŞK PEYGAMBERİ MEVLANADAN...

2007-10-06 17:49:00

HER GÖKYÜZÜNDE BİR TEK GÖZBEBEĞİ,BİR TEK GÜZEL GÖRÜYORUM; O GÜZELİN GÖZBEBEKLERİNDE DE BİR TEK MELEK,BİR TEK KUDRET SEYREDİYORUM... A ŞAŞI,SEN BİRİ İKİ GÖRÜYORSUN AMMA BEN İKİYİ BİR GÖRÜYORUM. *        *        *       * SENİ AŞKLA TANIDIĞIM GÜNDEN BERİ,SENİNLE GİZLİCE NE TAVLALAR OYNAMIŞIM... GÖNLÜMÜN ÇADIRINA,SARHOŞ BİR HALDE SALINA-SALINA GEL; SSENİN İÇİN DİKMİŞİM BU ÇADIRI BEN. *        *         *        * YÜZÜNÜN GÜL BAHÇESİ,GÖNLÜMÜN SEYRAN YERİ OLDU,CEFALARININ ACILIĞI,GÖNLÜME HELVA KESİLDİ.... GAMINDAN BİR ŞİKAYETİMİZ YOK AMMA ÖYLESİNE BİR TADI VAR Kİ... DOYARSA EYVAHLAR OLSUN GÖNLÜME. *        *        *          * MADENDE Kİ İNCİYİ ARADIKÇA MADENSİN;EKMEK LOKMASINA HEVES ETTİKÇE EKMEKSİN... ŞU KAPALI SÖZÜ ANLARSAN ANLARSIN HERŞEYİ: NEYİ ARIYORSAN OSUN SEN. *        *        *         * SEN SU DEĞİLSİN,TOPRAK DEĞİLSİN,BAŞKA BİR ŞEYSİN SEN... BALÇIK DÜNYADAN DIŞARDASIN,YOLCULUKTASIN SEN... KALIP BİR ARKTIR,CAN,O ARKTA AKAN BENGİSU;FAKAT SEN; SENLİĞİNDE KALDIKÇA İKİSİNDENDE HABERİN YOKTUR. *        *         *         * TÜMDEN YANLIŞ İŞLERDE BULUNSAM,SEN YETERSİN DOĞRU OLARAK BANA; ŞU YIKILMIŞ GİTMİŞ ÖMRÜMDEN MAKSAT,SENSİN ANCAK;BU YETER BANA. NASIL GİDECEĞİMİ BİLİYORUM BEN;NE YAPTIN,NE ETTİN DERLER BANA; CEVABIM SENSİN ANCAK,SENDEN ÖZGE YOK;BU YETER BANA. *       *         *       &nb... Devamı

MEVLANA'NIN BENDESİ

2007-10-06 17:11:00

          AŞK KİM SûRET-İ MEVLANA'DIR             MA'Nİ HİLKAT-İ MEVLANA'DIR              CÜNBİŞ-İ DâİRE-İ KEVN Ü MEKâN            ESER-İ HİMMET-İ MEVLANADIR              BâİS-İ RİF'ATİ DERVîŞâNIN            ŞEREF-İ HİZMET-İ MEVLANA'DIR             DEST-EFŞâN OLICAK ZILL-I HÜMâ           SâYE-İ DEVLET-İ MEVLANA'DIR            İFTİHâR EYLESE GALİB NE ACEB         BENDE-İ HAZRET-İ MEVLANA'DIR                                                ŞEYH GALİB... Devamı