rehnüma sultan 9 Takipçi | 3 Takip

zaman bu...

2007-11-22 22:49:00

Devamı

VAV

2007-11-20 19:04:00

  YAZILARI,BEDESTENDE YAPILAN MEZATLARDA RAĞBET GÖREN VE YÜKSEK FİYATLARA SATILAN KAYIŞZADE HAFIZ OSMAN BİR GÜN BEŞİKTAŞ'TAN ÜSKÜDAR'A GEÇMEK İÇİN KAYIĞA BİNER.KAYIK İSKELEYE YANAŞIP DA ÜCRET ÖDEMEK GEREKTİĞİNDE HAFIZ OSMAN ÜZERİNDE HİÇ PARA OLMADIĞINI FARKEDER.KAYIKÇIYA;HİÇ PARASI OLMADIĞINI AMA İSTERSE KENDİSİNE BİR ''VAV'' YAZABİLECEĞİNİ SÖYLER.BU ''VAV''IN NE İŞE YARAYACAĞINI SORAN KAYIKÇIYA ''SATARSIN'' DİYE CEVAP VERİR.SONRA DA OTURUP İMZALI BİR ''VAV'' HARFİ YAZIP KAYIKÇIYA UZATIR.BİR GÜN YOLU BEDESTEN E DÜŞEN KAYIKÇI, BURADA YAZILARIN MEZAT EDİLDİĞİNİ GÖRÜNCE CEBİNDEKİ ''VAV''I HATIRLAR VE SATIŞA SUNAR.BİRAZ SONRA HİÇ UMMADIĞI KADAR PARA KAZANIR.SONRADAN BU ''VAV'' SAHİBİNİN YİNE KAYIĞINA BİNDİĞİNİ GÖREN KAYIKÇI PARA YERİNE BİR ''VAV'' İSTEDİYSE DE HAFIZ OSMAN GÜLEREK O ''VAV'' IN HER ZAMAN YAZILMAYACAĞINI SÖYLEYEREK KAYIKÇIYA PARASINI VERİR.    ... Devamı

donuk aşk

2007-11-08 20:41:00

Yine akşam oldu, Yalnızlık omuzlarıma çivisini çaktı yine, Uzaklık aynı gerçi, Heryerdeyken olan uzaklığın pek değişmedi, Yine akşam oldu orda olduğu gibi, Görebiliyorum seni burdan da, Aynısıydı ordayken de, Uzaklıktan korkmuyorum belki de, Orada da aynıydı uzaklık gerçi Donuklaşmış oldu artık bu, Bir o kadar da hüzünlü romanlar gibi, Galiba ben baştan kaybetmişim, Belki de ben baştan kazanmışım, insanlık kaybetmiş...      SEZAİ KARAKOÇ... Devamı

leyla köşesi

2007-11-08 20:36:00

Bir de bakalım Leyla köşesinden Aşkın kadın adlı penceresinden Bırakmıştı kendini yazılmış olana Susmak ve konuşmamak denen cana Evlenmişti ve görünüşte mutlu Şimdiden memnun ve gelecekten umutlu Fakat bir eksiklik ufacık bir nokta Kalbi kurcalıyordu hala Mecnun ne olmuştu neredeydi Nasıldı ne yapıyordu hali neydi Geceleri loş gölgeler arasında Kum tepelerinde ay yarasında Mecnuna benzeyen hayaller olurdu Bu anlarda sanki kalbi dururdu Bitmiş olan bir daha mı başlayacak Ne çare başlayan başlamamış Bitmiş bitmemiş olacak Gibi gelirdi Ona Ürküntü geçmiş ama erememişti huzura Karanlık bitmiş fakat erememişti huzura Ay tutulmuş tutulmuş kurtulmuştu Gçnlu zaman zaman tutmuştu mustu Gün kırmıştı siyah çerçevesini Yarmıştı ışıkta ötesini berisini Baskın korkusuyla ürperen çadırların Bugün düzen ve güven, ama yarın!! Yarına bir güvence olmayan Neye yarar böyle bir şimdiki zaman Acıyla da olsa dopdolu olan hayat Boşalmıştı zemberegi boşalmış bir saat Gibi. Dönmüştü bomboş bir kagıda Agızdaki tad benzemiyor eski tada Irmak kurumuş rüzgar esmiyor Yakıcı güneşi bir parçacık bulut örtmüyor Arzu ve korku iki karanlık duygu Yüreginde birbirini kovalayıp duruyordu Ya bir gün geri dönerse Mecnun Yine altüst olursa ortalık bütün Daha mi iyi olur daha mi kötü bilmiyordu Bir umut vardı gönlünde eksilmiyordu Sonra kızıyordu kendine kınıyordu kendini Kapamak istiyordu içinde eskinin kepengini Eski oldu diyelim ama neydi yeni Ve nasıl eskitmeli eskimiyeni Nasıl öldürmeli ölmeyeni Nasıl diri sayarsın ölü olanı Eski bir zehirdi belki ama yeni Andırıyordu tatsız tuzsuz bir yemegi Beklemek neyi bekledigini bilmeden Gün günü ay ayı kovalarken Beklemek bir vaktin dolusunu Öç alan kaderin zalim oyunu Her şey akılla kurulu akılla düzgün Ama aklın içinde olmalı baharat gibi Bir parça delilik Oysa mecnun almış bütün deliligi gitmiş Kupkuru bir hayat kalmış ve adeta oyun bitmiş Arzulan... Devamı

sezai karakoç

2007-11-08 20:16:00

Sezai Karakoç, 1933 yılında Diyarbakır’ın Ergani ilçesinde dünyaya gelir. Babası Yasin Efendi’nin koyduğu isim Muhammed Sezai’dir. Nüfus kayıtlarında Ahmet Sezai olarak geçer. Dedeleri, Ergani ve yöresinde oldukça etkin kişilerdendir. Babasının babası Hüseyin efendi, Plevne savaşına katılmış; Gazi Osman Paşa’nın takdirini kazanmıştır. Aile Leventoğulları olarak anılır.Şairin çocukluğu Ergani, Maden ve Dicle ilçelerinde geçer. Altı yaşında ilkokula başlar ve 1944’te Ergani’de ilkokulu tamamlar. Maraş ortaokuluna parasız yatılı öğrenci olarak kayıt yaptırır.1947 de burayı bitirerek Gaziantep’te yine parasız yatılı lise öğrenimine başlar. Gaziantep lisesinden 1950’de mezun olur. Felsefe okumak istediği için İstanbul’a gider. Fakat babasının arzusu ilahiyat fakültesidir. Kendi parasıyla okuyamayacağını anlayınca, o zaman parasız yatılı kısmı bulunan Siyasal Bilgiler Fakültesi sınavına girer. Sınav sonuçlarını beklerken de Felsefe bölümüne kayıt yaptırır. Eğer sınavı kazanmazsa felsefe eğitimi yapacaktır.Ankara Siyasal Bilgiler Fakültesini kazanarak başladığı yüksek öğrenimini, 1955’te fakültenin mali şubesinden mezuniyetle tamamlar. Pek çok resmi görevde bulunur. Görevi icabı Anadolu’yu çok gezer ve birçok il, ilçeyi inceleme, tanıma fırsatı bulur. 1960-1961 yıllarında yedek subay olarak askerlik görevini yerine getirdikten sonra görevine kaldığı yerden devam eder. 1965’ten 1973’e kadar birçok kez istifa eder. 1973’ten bu yana da hiçbir resmi görev almaz.Kurucusu bulunduğu ‘Diriliş Yayınları’ ve ‘Diriliş Dergisi’ ile İstanbul’da hizmete devam eder. 1990 yılında ‘Güller Açan Gül Ağacı’ Amblemiyle Diriliş Partisini (DİRİ-P) kurar. Yedi yıl Partinin Genel Başkanlığını yürütür. Ancak 1997’de iki genel seçime girmedi gerekçesiyle parti kapatılır.Devlet, millet ve medeniyet kavramlarına farklı boyutlarda anlam yükleyen Sezai Karakoç’un kı... Devamı

ateş

2007-11-08 20:14:00

Devamı

sultan

2007-11-08 19:07:00

seçkin bir kimse değilim ismimin baş harfleri acz tutuyor bağışlamanı dilerim   sana zorsa bırak yanayım kolaysa affı esirgeme   hayat bir boş rüyaymış geçen ibadetler özürlü eski günahlar dipdiri seçkin bir kimse değilim ismimin baş harflerinde kimliğim bağışlanmamı dilerim   sana zorsa yanmaya razıyım kolaysa affı esirgeme   hayat boş geçti geri kalan korkulu her adımım dolu olsa işe yaramaz katında biliyorum bağışlanmamı diliyorum                                    CAHİT ZARİFOĞLU... Devamı

AHHHHHHH FİLİSTİN!

2007-11-01 22:09:00

  KURŞUN DÖKTÜRMEKLE SIKINTI GİTSEYDİ HER GÜN ÜZERİNE KURŞUNLAR YAĞAN FİLİSTİNİN MUTLULUKTAN GÖZLERİ YAŞARIRDI!.......... Devamı

YAZIYA VE YAZMAYA DAİR..

2007-11-01 22:02:00

BİR YAZI KENDİSİNİ BİR YAZARA YAZDIRAMAMIŞSA, BAŞKA BİR YAZAR ONU MUTLAKA YAZACAKTIR; ÇÜNKÜ YAZI KENDİSİNİ YAZAR!   SEZAİ KARAKOÇ Devamı

MUM YA DA BEN

2007-11-01 21:39:00

                bir aşık varmış vaktiyle;muma benzeyen bir aşık...                        mum gibi yalnız mumleyin başında ateş....  yanar yakılırmış geceler boyu ve gönül ateşiyle aydınlatmaya çalışırmış                             hicranın ve hasretin karanlıklarını...        hiç uyumaz,dilinde sevgili adı,göz kapıda,beklermiş durmadan.                       gecelerden bir gece,belki bir vuslat gecesi                           olur da sevgili geliverir diye umutlanır,              bu umutla tıpkı mum gibi can ipinden inciler döker ve                             eteklerinde biriktirirmiş yığın yığın...             ta ki sevgili geldiğinde hazırlıksız yakalanmış olmasın ve             yüz görümlüğü olarak ayağına saçacağıincileri bulunsun...                     gül yüzüne bakacak yüz ver bize TEALA!...                          vuslat için aşk ver bize AL... Devamı