rehnüma sultan 9 Takipçi | 3 Takip

sevgili dost

2008-03-07 00:11:00

  sevgili dost özledim seni! sevgili dost eğer yeryüzündeki bütün elleri bir masanın üzerinde toplasalardı,elini bulabilirdim onların içinde... sevgili dosta,ve sevgili dosta!........ Devamı

hayat...uçurum...birlikte ayrılık...

2008-03-06 17:01:00

İnsan hep yalnızdır ve hep hayatın tanımını yapmaya çalışır hayatı boyunca.Hayatsa belki de bir uçurumun kenarında beklemektir ölümü. Hayat bir uçurumdur her an ayağın kayıp                Düşmeyi beklersin ya da beklersin ki bir Sevgilinin seni çekip almasını o uçurumun Kenarın dan.İnsan yalnızlığıyla,hep bekleyeni Olmasıyla insandır belki de. Ya da insan bütün tanımların üzerinde bir Tanımdır kendince.Kendini arayan,belki bulamayan,belki yanlış yerlerde aradığı için bulamayan. Beklemek bir sevgili bir yar beklemek.O bir türlü tanımını yapamadığı hayatı paylaşmak,o bir türlü kurtulamadığı yalnızlığını bitirmek ve uçurumun kenarından aşkıyla onu çekecek olanı beklemek.bu kadar tanımsızlıklar içinde bir tek şeyin tanımını bilir insan.oda aşk.çoğu zaman hayatı tanımsızlaştıran,insanı yalnızlaştıran ve bir uçurumun kenarından kalbini kayalıklara bırakan aşk.aşkla her şey anlamını buluyor sanki.peki ya hiç gelmezse demekse bir adım daha yaklaştırıyor uçuruma. Hayatın en büyük uçurumudur aşk ve hayat anlamını aşk uçurumunda yitirir belki de.belki,belki,beki de..........ler......çoğalıyor.... Bütün bunlar bir uçurumun kenarında yalnız kalmış yüreğin yansımalarıdır ‘’belki de’’.yeni bir hayatı beklemek.İki kişilik yada ikiyken’’ bir ‘’olan bir hayatı beklemek.birlikte olmak,bir olmak,kesrette vahdeti yaşamak.Allahın kullarına önce birbirlerinde bir olmayı öğretmesi.iki yüreği bir edip,birbirinde yakması.belki de Allah’ın bu dünya hayatında kullarına bahşettiği en güzel birliktelik.-tabi bir olmayı becerebilene- işte bir olmakla hayat çoğalır,bütün tanımsızlıklar anlam bulur,bir olmakla kurtulur insan düştüğü yalnızlık uçurumunda,bir olmakla insan birlikte var olur.bütün bunları hayatı paylaşmayı ve bir olmayı,iki kişilik bir yalnızlık gibi görmeyenler  yaşayabilir. İki kişilik bir yalnızlık!aynı havayı solumak ama ay... Devamı

intifada

2008-03-05 22:42:00

FİLİSTİNİN KADERİ BİR TEK TAŞLA DEĞİŞTİ.PUSUNUN KURULDUĞU GÜNÜN HEMEN ERTESİNDE,FİLİSTİNLİ BİR GENÇ,GAZZE ŞERİDİNDE BOLCA BULUNAN KESKİN ÇAKMAK TAŞLARINI TOPLAYARAK İSRAİL ASKERİ DEVRİYELERİNE ATMAYA BAŞLADI.ARKADAŞLARI DA ONU TAKLİT ETTİ,KISA BİR SÜRE SONRA TAŞ ATANLAR YÜZLERCE KİŞİYDİ.GERÇEK MERMİLERLE KARŞI KOYMAYA ÇALIŞAN IDF DEVRİYELERİ ÜZERLERİNE YAĞAN TAŞLAR KARŞISINDA GERİ ÇEKİLMEK ZORUNDA KALDI.İŞGAL ALTINDAKİ YOPRAKLARDA HER ZAMAN ANİ GÖSTERİLER OLMUŞTUR,ANCAK BU SEFERKİ ÇOK DEĞİŞİKTİ.BÜTÜN HALK TEK BİR KİŞİ GİBİ AYAKLANMIŞTI.ARTIK BIÇAĞIN KEMİĞE DAYANDIĞI ANLAŞILIYORDU.TAŞ AYAKLANMASI BAŞLAMIŞTI. BAŞLANGIÇTA BÖLGESEL OLAN DİRENİŞ KISA ZAMANDA BÜTÜN BATI ŞERİA'YA VE GAZZE ŞERİDİNE YAYILDI.YOLLARDA YANAN LASTİKLERDEN OLUŞMUŞ BARİKATLAR GÖRÜLDÜ,FİLİSTİNLİ İŞÇİLER GREVE GİTTİLER.İSRAİL YASALARINCA YASAKLANMIŞ OLAN FİLİSTİN BAYRAKLARI HER YERE ASILMAYA BAŞLANDI VE HER YERDE,HER ZAMAN TAŞ ATILDI. kaynak:medeniyetlerin çatıştığı ORTADOĞU. müslümanlar olarak bize düşen hep tembellik oldu,görmezden gelmek,umursamamak,bana dokumayan yılan bin yıl yaşasın demek.çok üzülüyorum demek yetmiyor.o görüntüleri tv izledikten sonra hala uyuyabiliyorsam ve lokmalar boğazıma dizilivermiyorsa demekki hakkıyla üzülmüyorum demektir.üzülmüyoruz demektir.müslümanlar bedeb gibidir ve neresine bir zarar gelse bütün beden acır.evet ama gördüğümüz gibi bir beden olan müslümanlar,şimdilerde felç geçirmiş gibi olanlara hiç bir tepki vermiyorlar.herkes sus pus olmuş.gözümüzün önünde bedenimizi dağlıyorlar ama hissetmiyoruz.çünkü bedenlerimizle birlikte yüreklerimizde felce uğramış.allah bütün felç geçirmiş müslümanların şifasını versin. biraz araştıralım.allahın bizlere verdiği internet ve google gibi nimetleri saçma sapan şeylerde harcamak yerine biraz araştıralım bakalım neler oluyormuş,neler olmuş filisitnde.kudüs neler yaşamış.ordaki insanlar neden ve nasıl bir direniş göstermişler ve gösteriyorlar.google yazın bakalım filistin,israil neler çıkacak... ben kalksam v... Devamı

ÖMÜR TEK SERMAYEMİZ

2008-03-04 16:59:00

Her birimiz ayrı bir dünya yaşadık; yaşıyoruz ve yaşayacağız. Ya uzun sürdü bu ömür; ya da çocukluğumuzda bir hastalık ciğerimizi çürüttü. Belki herhangi bir insan gibi bir araba kemiklerimizi ezdi, bir bombaya kurban gittik, kalbimiz habersiz bir krizin baskınıyla dinlenmeye çekiliverdi. Tüm yaşantımızmış gibi algıladığımız dünyadaki ömür, aslında ahirette yaşayacağımız sonsuzluğa nisbeten birkaç saniyeden ibaret. Dünyadaki ömrün sonsuzluğa oranla miktarı ne kadar küçükse, aynı sonsuzluğa oranla değeri o kadar büyüktür. Çünkü sonsuzluğa değin sürecek hayatın nerede ve nasıl geçeceğini, ömür denilen birkaç saniye boyunca neler hissettiğimiz, istediğimiz ve yaptığımız belirleyecek. Dünyadaki saniyeler boyunca kazanabileceklerimizi, ahiretteki asırlar boyunca elde edemeyeceğiz. Demek ki, sonsuzluğu kazanmakta kullanabileceğimiz tek sermayenin adına ömür demişiz. Belki de bu yüzden yarışıyor karıncalar; kuşların dünyayı şenlendirmek için güneşi bekleyememelerinin sırrı da buradadır. Niçin yaşadık? Ev, araba, unvan ve zenginlik için çırpınışımızın, televizyon seyretmemizin, dedikodularla bütün sermayemizi yok etmemizin; kısacası ömrümüzün saniyelerini paslanmış bağ bıçağıyla milim milim parçalayışımızın sebebi nedir? Nice insan, evreni kuşatacak bir sayfayı kendi adıyla açıp doldurarak gitme fırsatı eline verildiği halde, tembellik yüzünden elleri bomboş olarak dünyadan kovulmuştur. Eğer her gece uykuya dalacakken, sermayemizle hangi ticareti yaptığımızı sorgulamıyorsak; yolumuzu biz tayin etmiyoruz demektir. Zaman nehrinde akıp gidenlerin yolculuğu iki şekilde çizilir: Ya onlar birer saman çöpü gibidirler, rüzgârla savrulurlar; kum ve toprak parçacıklarıdırlar, sellerle yuvarlanıp giderler. Ya da onlar, kendilerini bir vadiden diğerine taşıyan arı gibidirler. İşte, büyük bir ruhu çalışmaya feda ettiren olağanüstü sözler: "Karşımda büyük bir yangın var. Alevleri göklere yükseliyor. İçinde evladım yanıyor, imanım tutuşmuş yanıyor." Üstadın ifadesiyle "Biz gi... Devamı

YA HAYY

2008-02-29 16:56:00

... Devamı

VAKTİ KUŞANMAK

2008-02-25 23:10:00

bir insan,yerleşik değer yargılarını yitirmişse,bir toplum yerleşik değer yargılarını yitirmişse,bunların yerini alan,genellikle,her duruma göre değişen,bozuk davranış biçimleri olmaktadır.bunlar,insanın ve toplumun üzerinde hep iğreti duran şeylerdir.bir yama gibidirler,bir kir gibidirler.kendisine bir önem vermeyen insan tabasbusa önem vermektedir.tabasbus kişinin kendisini yitirmesidir,kişinin kendisini bir başkasının ayakları altına atmasıdır.bir tür dilenciliktir,sermayesi yakınma ve yalancılık olan.tabasbus ve benzeri bozuk davranışlar,toplumun bireyleri arasındaki ilişkilerin doğal akışı dışında bir başka mecraya zorlanmasısonucu ortaya çıkmaktadır. bir insan için,bir toplum için,her gün yeni bir imkandır.her vakit bir kevserdir.bir vakte doğan bir servete doğuyor demektir.bütün vakitler,vakti verenin tasarrufundadır.vakte girmek,vakte açılmak ve vaktin bilincini taşımak,ancak vaktin yegâne sahibini tanımakla mümkündür.vakti ihya eden,vakitleri ihya eden,hep bir anmadır.anmak bir uyanmaktır,bir sarsılmaktır,bir güçlenmektir.bir yaklaşmadır anma,bir yakınlaşmadır.bir alışkanlık değil,bir aşkınlıktır.anmak,unutmamaktır,unutulmamaktır.anmak,Hakk'ın elinde olmaktır,anmak Hakk'ı elinde bilmektir.mü'minin yüreğinde ne varsa,o dilindedir,dilinde ne varsa o elindedir,fiilindedir özetle.anmak dilemektir,istemektir,özlemektir.Hakk'ın dilediğini dilemek,Hakk'ın istediğini istemek,Hakk'ın özlediğini özlemektir. bütün vakitlerde insanın tek ve vazgeçilmez donanımı yalnız ve ancak zikirdir.zikir vakti bileyen,vakti kurtaran bir sorumluluktur.bir ifadesidir insanın zikir,bir anlamıdır.yolu,yordamı ve yöntemidir.ezilmekten koruyandır.günümüz insanının neredeyse kişiliğini verecek olan tüm davranış bozukluklarına karşı bir kalkandır.bu da vranış bozuklukları insanın adeta bir yazgısı haline gelmiştir.vakte,hakikatin soluğunu katan zikirdir.insanın önce kendi içinde gürleyişi,toplum içinde gürleyişi yalnızca zikirle mümükündür.zikir,hakikatin şanıdı... Devamı

kaldırımlar

2008-02-22 15:26:00

Devamı

SAHTE MASALLAR

2008-02-14 16:27:00

  bir varmış bir yokmuş dünya diye bir masal diyarı varmış.sevgiden,aşktan uzak yaşar bir de sevgiye bir gün adarlarmış.sevgisiz diyarın,sevgisiz insanları sevgililer gününde;sevgi alır,sevgi satarlarmış.işt ebu diyarda bu günlerde mecnun diye bir aşk delisi yaşarmış.aşkının adı LEYLAYMIŞ.ona sevgililer gününü sormuş sevgisiz diyarın sevgisiz insanları.o da aşk demiş,leyla demiş.deliye her gün bayram misali her gün sevgililer ve aşıklar günüymüş mecnun için.nasıl demişler nasıl olur.her gün sevgiye ayıracak vakti nerden buluyorsun demişler.o da;vakit aramama gerek yok ben onda yaşıyorum demiş.bu masal da burada başlamışşş....şüphesiz vardır böyle mecnunlar binde bir olsada.vardır elbet yusuf yüzlü,sadık sözlü,hamza yürekli sevgililer,yarlar.aşkını leyladan geçip mevlaya verme yolunda olanlar elbet vardır.vardır da ne kadarlardır orası meçhul.işte 14 şubat sevgililer günü.kim vermiş bu günü sevgililere belli.yine hristyan adetlerinden biri.sevgililerinde heveslerini kursaklarında bırakmak istemem ama bize dayatılan her şeyi itirazsız kabul etmekten sıkıldım ve insanların bu dayatmalara memnun bir şekilde kucak açmalarından da sıkıldım.şimdi muhtemelen bugün bütün sevgililer sevdiğime ne hediye alsam diye kara kara düşünürler.daha doğrusu bugüne hazırlık belki de haftalar öncesinden başladı.heralde insanların bir çoğu farkında değiller bugünün en çok da bankalara,alış-veriş merkezlerine ve tabi ki kozmetik adı altında dolaşan bir takım para tarikatlarının işine yaradığının.bankalar bugün için özel krediler açıyor,bugüne özel kredi kart uygulamaları yapıyor,alış-veriş merkezlerindeki dükkanlar müthiş bir görsellik içinde insanların gözlerini boyuyor ve tabi ceplerini soyuyor.ve tabi o aramızda dolaşan halkımızın çoğunun bilinçsizce temsiliciliğini yaptığı kozmetik para tarikatlarının bu aya özel çıkardıkları katalogları da unutmamak gerekir.diyorum ki biraz gözümüzü açsak,çok değil şöyle biraz aralasak bile yeter etrafımızda bize dayatılan şeyleri görmek için.m... Devamı

aşktır ki,gerisi vesairedeir...

2008-02-08 12:08:00

aşk derdiyle hoşem el çek ilacımdan tabib kılma derman kim helakim zehr-i dermanındadır.                                          FUZULİ   AŞIK OLUP BUNU GİZLEYEN VE BU ŞEKİLDE ÖLEN ŞEHİTTİR.   sevgili! aşkın şiirini yazmak isterdim sana;sana aşkı şiir ile yazmak isterdim...aşkı seninle tanımlamak ister,aşık sende tanımak isterdim.ay ikiye bölündüğünde yanında olmak,uhudda dişini avucuma almak isterdim. sevgili! şimdi senden uzakta,aşk şudur diyebilsem eğer,son defa kendimi ve ilk defa okuyucumu kandırmış olacağım.çbildim dediğim bir aldanıştır çünkü o,duydum dediğim bir yanıştır.şimdi ayın,şın ve kafları çıkardılar elifbelerden de sensizliğin mektebinde bir sabra mıhladılr bizi eliflerele helerden.sensizlikte hasretin hüzzamlarını öğrendik kucak kucak ve aşkın nihavent saltanatını arar olduk köşe bucak.bildiğimizi sandıkça yandık da yolunda,yolunda yandığımızı sandıkça bildik sonunda.aşkın gerçeği değildi bildiğimiz,ama aşkın ateşiydi yandığımız.artık şüphedeyiz,canları yare ulaştıran bir sel miydi aşk,şekeri güzele sunupağuyu kalbe bulaştıran bir elmiydi?..sana varacak yolların çilesi miydi;tutkular ötesi tutkunun zirvesi,hasretle yanışların sesi miydi!... galiba varlığın çekim alanına giren en ulvi acıydı aşk;ve maddeyi manaya veren en cömert sancıydı.ruhların çeşitli varlıklar arasında bölüştürülen süsüydü belki;belki ötelere yazgılı yitirişlerin türküsüydü.kalp kalbe konan kelebek kanatlarında renk;kudümlerde düşünüp neylerde ağlayan ahenkti aşk.şarkın bütün şiir macerasıydı,belki yesribli sevgililer için tutulan bir anadolu yasıydı.yağmur yağmur belaya başını tutmaklar ve ateş ateş denizlere kendini atmaklardı.mansuru dara takanda,halili oda yakanda oydu ve oydu eyyubu derde bırakanda.tuz kadar mübarek,ekmekçe aziz idi;toprakleyin bereke... Devamı

dördüncü söz

2008-01-29 00:25:00

   namaz ne kadar kıymettar ve mühim,hem ne kadar ucuz ve az bir masrafla  kazanılır;hem namazsız adam ne kadar divane ve zaralı olduğunu iki kere iki dört eder derecesinde kat'i anlamak istersen,şu temsili hikayeciğe bak,gör:     bir zaman,bir büyük hakim,iki hizmetkarını,herbirisine yirmidört altın verip,iki ay uzaklıkta has ve güzel bir çiftliğine ikamet etmek için gönderiyor.ve onlara emreder ki:''şu para ile yol ve bilet masrafı yapınız.hem oradaki meskeninize lazım bazı şeyleri mübayaa ediniz.bir günlük mesafede bir istasyon vardır.hem araba,hem gemi,hem şimendifer,hem teyyare bulunur.sermayeye göre binilir.''   iki hizmetkar ders aldıktan sonra giderler.birisi bahtiyar idi ki,istasyona kadar bir parça para masraf eder.fakat o masraf içinde,efendisinin hoşuna gideceköyle güzel bir ticaret elde eder ki,sermayesi birden bine çıkar.öteki hizmetkar bedbaht,serseri olduğundan,istasyona kadar yirmiüç altının sarf eder.kmara mumara verip zayi eder.bir tek altını kalır.arkadaşı ona der:    ''yahu,şu liranı bir bilete ver,ta bu uzun yolda yayan ve aç kalmayasın.hem bizim efendimiz kerimdir;belki merhamet eder,ettiğin kusuru affeder.seni de tayyareye bindirirler;bir günde mahall-i ikametimize gideriz.yoksa,iki aylık bir çölde aç,yayan,yalnız gitmeye mecbur olursun.''    acaba şu adam inat edip,o tek lirasını bir define anahtarı hükmünde olan bir bilete vermeyip muvakkat bir lezzet için sefahate sarf etse,gayet akılsız,zararlı,bedbaht olduğunu en akılsız adam dahi anlamaz mı?     İŞTE EY NAMAZSIZ ADAM!VE EY NAMAZDAN HOŞLANMAYAN NEFSİM!     o hakim ise Rabbimiz,Halıkımızdır.o iki hizmetkar yolcu ise:biri mütedeyyin,namazını şevkle kılar;diğeri gafil,namazsız insanlardır.o yirmi dört altın ise,yirmi dört saat her gündeki ömürdür.o has çiftlik ise cennettir.o istasyon ise kabirdir.o seyahat ise kabre,haşre,ebede gidecek beşer yolculuğudu... Devamı