Design by NodeThirtyThree ruhumun hendesesi - AH MİNE'L AŞK-I VE HALATİHİ - Blogcu




mevlid kandiliniz mübarek olsun miladımız olsun


20/3/2008 · Kategori: ruhumun hendesesi

Nurundandır bütün nurlar
En
Sevgiliye

Mihrabım!..

And olsun kuşluk vaktine..., kuşluk vakti onun gönlündeki vahyin ışığıdır, ve ışıklar nurunun âşığıdır.

Geceye and ederim ki..., onun saçlarını kıskanmaktan gecenin bağrı yanık; gece yarısı hasretle uyanıktır.

Güneşe and olsun... ondan daha kutlu bir faniyi hiç izlemedi, ve yer ondan daha kıymetli bir hazineyi hiç gizlemedi.

Ahmed!.. Gönüller gıdası, ruhlar şifası... Gözlerin feri, şerefin zaferi... Dudağının değdiği bir güle bin can feda Ahmed, eline değmiş bir ele cihanca cihan feda!

Işığım!
Günaydınım!
Sevgilim!
Sultanım!
Hasretim!
Övüncüm!
Ömrüm!

Tâhâ ve Yâsîn aşkına...

Öncesinde senin aşkın yoksa neye yarar ölüm!.

En sevgiliye Güzel bir ümmet olmak ümidiyle

 

İSKENDER PALA BLOGCU

Yorum (1) Yorum yaz!

gazel


19/3/2008 · Kategori: ruhumun hendesesi

Yorum (1) Yorum yaz!

acizene meşk...


31/12/2007 · Kategori: ruhumun hendesesi

ruhumun hendesesi...ruhumun geometrisi...bambaşka bir aşktır hat...

hattat aşkı çizer zamanlara...

 

Yorum (1) Yorum yaz!

İNSAN SAKLADIKLARIYLA İNSANDIR......


11/12/2007 · Kategori: ruhumun hendesesi

 

YAŞANANLARA DAİR SÖYLENMESİ GEREKEN ÇOK ŞEY VAR ASLINDA.

BÜTÜN BİR GECEYİ UYKUSUZ GEÇİRMENE SEBEP OLAN ŞEYLERİ BİR NEFESTE ANLATMAK KOLAY DEĞİL.

O KADAR ÇOK ŞEY BİRİKTİRİYOR Kİ İNSAN!

KİMSENİN KARŞILIĞINDA BİRŞEY SÖYLEMESİDE GEREKMİYOR.

OTURUP UZUN UZUN ANLATMAK,NE VARSA SÖYLEMEK YETİYOR ÇOK ZAMAN.KARŞINDAKİ BİRŞEY SORMASA.YARGILAMADAN,YÜZÜNÜ EKŞİTMEDEN,SAATE ÇAKTIRMADAN BAKMAYA UĞRAŞMADAN,DUDAK BÜKMEDEN DİNLEYİVERSE,ANLATACAK O KADAR ÇOK VAR Kİ......

ŞİMDİ KALKIPTA SENİ SEVİYORUM DESEM.

SÖYLEYEMEM Kİ....

BUNU KENDİME BİLE SÖYLEMEYE CESARET EDEMEDİM BEN.BUNU İÇİMDE HİSSETTİĞİM İLK ANDAN İTİBAREN İÇİMDE SAKLIYORUM.

MÜNKESİF BİR KALBİN İÇ BURKAN ACZİYETİNİ KİMSELERE SÖYLİYEMEMEK DE BAŞKA BİR ACI VERİYOR İNSANA.OYSA KARŞIMA ÇIKAN HER İNSANA İLK OLARAK VE SADECE BUNDAN SÖZ ETMEK İSTİYORUM.

         TUTUYORUM KENDİMİ,SAKLIYORUM.

SENİ SAKLIYORUM,PARMAKLARINI,ELLERİNİ SAKLIYORUM,GÜLÜMSERKEN KIVRILAN DUDAKLARINI SAKLIYORUM,HOŞÇALLARINI SAKLIYORUM,BEMBEYAZ YÜZÜNE BİR ANDA DOLAN ŞAŞKINLIKLARINI SAKLIYORUM.

SIRF BU YÜZDEN KALBİM BİR GÜN PARAMPARÇA OLACAK.BU YÜZDEN GECE YARILARINDA UYANIP İÇTİĞİM TEK DAL SİGARA EŞLİĞİNDE GÖZLERİMDEN AKIYORSUN.SANA DAİR GİZLEYEMEDİKLERİM YANAKLARIMDAN SÜZÜLÜYOR VE ÖNÜME DÜŞÜVERİYOR.

ÖFKELERİMİ DE SAKLIYORUM.

KUDÜS SOKAKLARINDAN KALMA ÖFKELERİM VAR.BİR KADININ TÜLBENTİNE DİZİ DİZİ İŞLEYİP DE ,KİMSENİN YÜZÜNE SÖYLEYEMEDİĞİ ÖFKELERİ GİBİ.

AŞKI VE ÖFKEYİ SÖYLEYEMEDİĞİNDE İNSANIN KONUŞMAYA DAİR HEVESLERİ DE BİR BİR YOK OLUYOR.

SUSUYORSUN..........

 

TARIK TUFAN

 

Yorum (3) Yorum yaz!

zaman bu...


22/11/2007 · Kategori: ruhumun hendesesi

Yorum (1) Yorum yaz!

VAV


20/11/2007 · Kategori: ruhumun hendesesi

 

YAZILARI,BEDESTENDE YAPILAN MEZATLARDA RAĞBET GÖREN

VE YÜKSEK FİYATLARA SATILAN KAYIŞZADE HAFIZ OSMAN BİR

GÜN BEŞİKTAŞ'TAN ÜSKÜDAR'A GEÇMEK İÇİN KAYIĞA BİNER.KAYIK

İSKELEYE YANAŞIP DA ÜCRET ÖDEMEK GEREKTİĞİNDE HAFIZ OSMAN

ÜZERİNDE HİÇ PARA OLMADIĞINI FARKEDER.KAYIKÇIYA;HİÇ

PARASI OLMADIĞINI AMA İSTERSE KENDİSİNE BİR ''VAV'' YAZABİLECEĞİNİ

SÖYLER.BU ''VAV''IN NE İŞE YARAYACAĞINI SORAN KAYIKÇIYA

''SATARSIN'' DİYE CEVAP VERİR.SONRA DA OTURUP İMZALI BİR ''VAV'' HARFİ YAZIP KAYIKÇIYA UZATIR.BİR GÜN YOLU BEDESTEN E DÜŞEN KAYIKÇI,

BURADA YAZILARIN MEZAT EDİLDİĞİNİ GÖRÜNCE CEBİNDEKİ ''VAV''I HATIRLAR

VE SATIŞA SUNAR.BİRAZ SONRA HİÇ UMMADIĞI KADAR PARA KAZANIR.SONRADAN BU ''VAV'' SAHİBİNİN YİNE KAYIĞINA BİNDİĞİNİ

GÖREN KAYIKÇI PARA YERİNE BİR ''VAV'' İSTEDİYSE DE HAFIZ OSMAN

GÜLEREK O ''VAV'' IN HER ZAMAN YAZILMAYACAĞINI SÖYLEYEREK

KAYIKÇIYA PARASINI VERİR.

 

 

Yorum (1) Yorum yaz!

ateş


8/11/2007 · Kategori: ruhumun hendesesi

Yorum (yok) Yorum yaz!

bir aşk hikayesi


1/11/2007 · Kategori: ruhumun hendesesi

                                      
Geceleri balkonda ışığın etrafını alan pervane böceklerini fark etmiş miydik hiç?
Ya onların aşk uğruna yaşadıklarını bilir miyiz? Yani pervanenin mum ışığıyla yaşadığı aşkın hikayesini…
Aşk bir farkına varış, bir idrak seviyesidir… ‘Aşk odu önce ma’şuka, andan âşıka düşer.’ derler, malum. Yani aşk ateşi önce sevilene ondan sonra sevene düşer. Önce sevilende bir ateş yanmalı ki pervane onun etrafında dönsün, pervane o ateşi görsün, sonra aşkının farkına varsın… Pervane aşkını ispat edebilmek için gördüğü anda ışığı, etrafında dönmeye başlar. Bir cezbedir bu. Bu cezbenin gittikçe daralan bir çemberi vardır. Işığın etrafında döner, döndükçe biraz daha yakından dönmek ister. Işığı gördüğü anda aşkı ilmel yakin olarak tanıyan pervane, onu aynel yakin bilmek istediği için gittikçe mumun etrafındaki çemberi daraltıyor. Çember daraldıkça pervanenin aşkı artıyor, şevki artıyor, coşkusu artıyor. Coşkusu arttıkça da cesareti artıyor. Aşk cesaret işidir, neticede. Ve pervane cesaretle kanadını şöyle bir değdirir ateşe. İlk lezzettir işte o acı. Acı verir, yakar içini. Ama ona verdiği acı o kadar hoşuna gider ki, daha fazla dönmeye başlar. Acı ve lezzet… Birbirine zıt bu iki duygunun bir arada olması nasıl mümkün… İşte bu noktada, azabın ve acının lezzet olmasındaki sırrı yakalamak gerek.
Azap kelimesi azp kelimesinden türüyor. Azp lezzet demek. Azabın ne olduğunu buna göre ölçün ve düşünün. İşte kanadının ucunu bir defa yaktığı zaman pervane ilk azabı duyar; fakat öyle bir lezzettir ki o azap… Bu azap ve ondan alınan lezzet, insanı yavaş yavaş nefsinden sıyırıp vuslatı mümkün kılar. Bu sefer daha büyük bir cesaretle kendini ateşe atarcasına gider ışığı kucaklar.
Ve burada ateş pervaneyi yakar kavurur. Bir buğday tanesi gibi toparlayıp yere düşürür. Artık pervane ‘hakkal yakin’ biliyordur vuslatı. Bu fenadır. Bu canını verdiği noktadır. Mumun bundan haberi bile yoktur belki. Olmasına da gerek yoktur. Bu pervanenin aşkıdır çünkü. Aşkı uğruna can veren pervanenin aşkı. Ama öbür taraftan mum da yanar. Onun aşkı da, acısı da kendincedir. Önce can ipliğine bir ateş düşer ve yanmaya başlar mum… Sonra içindeki o yangını söndürmek için gözyaşı döker. Ateşi su söndürür çünkü. Ama mumun gözyaşları onun ateşine daha da bir güç verir, elemi arttıkça artar. Ve erir can ipi, sevgilinin yolunda yok olana dek…
İskender Pala

Yorum (yok) Yorum yaz!

aşkın vav hali


4/10/2007 · Kategori: ruhumun hendesesi

Ey aşkın binbir başlı vav hali
Ey sonsuz kavram
Gaflet vaktinde
Gel gönlümün üstüne
Usta bir hattatım ben
Aşkı çizerim mekânlara
Aşk sığmaz ki bu ummana
Vav olur gözlerimiz
Bürünürüz canlara
Bir seyyah gibi
Gelip göçen, göçüp giden
Bu mekândan mekân’a
Demem o ki
Tarifini yapamam ben imkâna
Bir hattatım
Zamana vav çizmekteyim
Hilalin dolunaya
Dolunayın hilale dönüştüğü zamana

Ve mahlukat
Nefes nefes aşk çekerken Mevla’ya
Üstümde aşk kokusu var
Yaşadıkça beni yontar
Ve benzetir insana
Elimde vav
Gönlümde vav
Gözümde vav
Dem dem vav kesilirim
Beni insan yapana
Ey kalbimden geçeni bilen Allah’ım
“Kulum” de kâfi bana
İster nârına garket
İster nuruna

Mehmet Ekici

 

 

Yorum (2) Yorum yaz!

muteşem bir eser...


30/9/2007 · Kategori: ruhumun hendesesi

Yorum (yok) Yorum yaz!

« Önceki ::

esma - neslihan