Design by NodeThirtyThree edebiyat - AH MİNE'L AŞK-I VE HALATİHİ - Blogcu




sanadır ilticası galibin


18/6/2008 · Kategori: edebiyat



1. Efendimsin cihânda i'tibârım varsa sendendir
Miyân-ı âşıkânda iştihârım varsa sendendir

2. Benim feyz-i hayâtım hâsıl-ı rûh-ı revânımsın
Eğer sermâye-i ömrümde kârım varsa sendendir

3. Veren bu sûret-i mevhûme revnak reng-i hüsnündür
Gülistân-ı hayâlim nevbâharım varsa sendendir

4. Felekden zerre mikdâr olmadım devrinde rencide
Ger ey mihr-i münîr âh u zarım varsa sendendir

5. Senin pervâne-i hicrânınam sen şem-i vuslatsın
Be-her şeb hâhiş-i bûs u kenârım varsa sendendir

6. Şehîd-i aşkın oldum iâle-zâr-ı dağdır sînem
Çerâğ-ı türbetim şem-i mezârım varsa sendendir

7. Gören sergeştelikte girdâb-ı dest zann eyler
Fenâ-ender-fenâyım her ne varım varsa sendendir

8. Niçün âvâre kıldın gevher-i gaitanın olmışken
Gönül âyînesinde bir gubârım varsa sendendir

9. Şafak-tâb eyledin peymânemi hûnâb ile sâkî
Sabâh-ı sohbet-i meyde humarım varsa sendendir

10. Sanadır ilticası Galibin yâ Hazret-i Mevlâ
Başımda bir külâh-ı iftihârım varsa sendendir

Şeyh Galip



1. Efendimsin, dünyada bir itibarım varsa sendendir.
Âşıklar arasında bir şöhretim varsa senin yüzündendir.

2. Benim hayatımın bereketi, akıp giden ruhumu ortaya çıkaran sensin.
Eğer ömrümde bir kazancım varsa senin sâyendedir.

3. Bu kuruntuya dayanan, hayal ürünü olan şekle parlaklık ve canlılık veren senin güzelliğinin rengidir.
Hayalimin bir gülbahçesi, ilkbaharım varsa senden gelmektedir.

4. Devrinde felekten bir zerre kadar incinmedim.
Ey aydınlık güneşi Eğer ah edip ağlıyorsam senin için ağlıyorum.

5. Sen kavuşma mumusun. Ben senden ayrı bir pervaneyim.
Her gece seni öpmek seni kucaklamak arzum varsa senin içindir.

6. Aşkının şehidi oldum. Göğsüm yaralarla lale bahçesine döndü.
Eğer türbemin bir kandili varsa, mezarımda mum yanıyorsa senin sayendedir.

7. Beni başı dönmüş, başıboş dolaşır gören çölün kasırgası sanır.
Yokluk içinde yok olmuşum. Eğer bir varlığım varsa senden gelmektedir.

8. Senin yuvarlanan incin olmuşken beni niçin başıboş bıraktın?
Gönlümün aynasında bir toz parçası varsa senin aynlığındandır.

9. Sâkî! Kadehimi kanlı göz yaşlarımla doldurdun.
Mey sohbetinin sabahında başım ağrıyorsa senin yüzündendir.

10. Ey Mevla hazretleri! Gâlib sana sığınmıştır.
Başımda öğündüğüm bir külahım varsa sendendir.
ŞEYH GALİB

Yorum (yok) Yorum yaz!

MERHABA GAZELİ,YUSUFUN DİLİNDEN


27/5/2008 · Kategori: edebiyat

ey örtüsüne bürünen gece kadar güzel sevgili

şimdi gerçekleşen bir rüya,tamamlanmış bir fetihsin bana

merhaba ey yollarına döküldüğüm

fethi cana safa gelen merhaba

ey akıncılarımı barındıracak şehir

benim şehrim merhaba

 

boyuna kanıyor,nasıl süzülüyorsa,akıyorsa nil

ehramlar şehrinden

öylece akıyorsun içimdeki şehirden.

şehirler ki tüm tebaası sen

şehirler ki tebaaya hayat veren sen

şehirler ki en girilmez kapıları sana ram olmuş

benim efendim merhaba

 

en alt basamakdan yola çıkıp da

on sekiz bin alemin kendisi olan merhaba

çok mu yoruldun gecenin ordularını aşarken

çok mu çıkmazlardan geçti yolun bana gelirken

gözlerimle gören deniz,gözleriyle

ağladığım merhaba

ey yağmurun sevgilisi

ey mısırın yorgunve siyah gülü

ırmak olarak bana akacaksın unutma,

gül dikenine dayayıpta sinemi

öleceğim unutma

ey arka bahçelerin incisi

ey adım adıyla bile yazılacak olan merhaba

seni buldum tamamlandım merhaba

 

şimdi üzerinden güneş geçen aydınlık bir duvara

parmağımın ucuyla

bir Z çizdim,ben:YUSUF

yanına bir Ü,sonra bir L

sonra bir E,sonra Y,ve HA

ZÜLEYHA

MERHABA

 

bir nar çiçeğine yürüdüm mevsimler boyu

bir çöl yorgunluğu çöktü üstüme

bir vaha sekinesi indi kalbime

kuyunun dibindeyim kervanlar bulsun istemem

gömleğim kanlar içinde

köle pazarlarında satıldım ya

sensiz geçer akçem yok aşk mezadında

ah benim devletim,ah benim ülkem

benim ömrüm

merhaba

 

BEN,YUSUF,SINANMIŞ BİR KALBİN SAHİBİYİM

ŞÖYLE BUYUR,BU KALP SENİN EFENDİM

 

ŞİMDİ BEN,YUSUF,TUT Kİ MISIRA AZİZİM,EFENDİYİM

BOYNYMDAKİ KÜNYEDE HALA VASFIM YAZILI:
ZÜLEYHA YA KÖLEYİM

 

nazan bekiroğlu

yusuf ile züleyha

kalbin üzerinde titreyen hüzün

 

(BİZİM İÇİN..)

Yorum (2) Yorum yaz!

derlerki


10/3/2008 · Kategori: edebiyat

PDF Yazdır E-posta
 

Derler ki:"Sevgi, ruhlar arasındaki benzeşmeden dolayı oluşan imtizac ve kaynaşmadan ibarettir. Nitekim bir suyu diğer bir suya karıştırınca birbirinden ayıklamak imkansızdır. Bu nedenle iki şahıs arasındaki sevgi öyle bir noktaya varmaktadır ki, birisi diğerinin acısını duyar olur; onun haberi olmadan yakalandığı hastalığa yakalanır."

Sevgi aynı kaderi paylaşmaktır. Öyle bir paylaşma ki iki tarafın kalbine huzur ve ferahlık getirsin; hastalıklara deva olsun. Çünki paylaşılmayan sevgi yalnızca bir dert ve acıdan ibarettir. Eğer eşit bölünmezse, gönlü, sevginin diğer yarısı olan dert istila eder. derlerSevgi aynı kaderi paylaşmaktır. Öyle bir paylaşma ki iki tarafın kalbine huzur ve ferahlık getirsin; hastalıklara deva olsun. Çünki paylaşılmayan sevgi yalnızca bir dert ve acıdan ibarettir. Eğer eşit bölünmezse, gönlü, sevginin diğer yarısı olan dert istila eder. Bu yüzden tek taraflı sevgi acı; karşılıklı sevgi de sevinç verir. Birbirini seven iki kişi arasında sevgileri derecesinde bir benzerlik vardır. Menfaatlerde, karakterde veya amaçlardaki benzerlikler gibi. Bunlardan en etkin olan sevgi karakterdeki benzerlik sonucu doğan sevgidir. Bunda karşılık beklenmez ve insan, sevgisini izhar için daima kendisinin ruh ve ulviyet yönünden benzerini, eşini arar ve ancak ruhun eşi ile sükunet bulur. Hani ayet-i kerimede buyurulduğu gibi: "Sizi bir tek nefisten yarattı ve kendisiyle durulup yatışması için ondan da eşini var etti (A'raf, 189)"
Sevenin ruhu sevilene meyilli yaratılmış olup kendisini ona yakın hisseder. Sevilen bu yakınlığı duymuyorsa eğer, arada sevgiyi perdeleyen maddî yahut manevî engeller var demektir. Engeller sevenin yüreğine, sevginin ikizi olan acı biçiminde yansır. Sevilenin bu sevgiye karşılık vermesi; ancak engellerin ortadan kalkmasıyla mümkündür ve o vakit, acı da birden bire sevgiye dönüşür. Diğer bir ifade ile sevgi eşit bölününce, acı alır başını gider. Kalpler karşılıklı aynı sevgi ile dolunca dert hafifler, sevinç çoğalır. Kulların rızkını paylaştıran Allah, sevgiyi de onlar arasında eşit paylaştırmıştır; çünki.
Seven iki kişiden birinin başına gelen, hastalık veya esenlik, diğerinin de başına gelmeyince aradaki gerçek sevgi anlaşılamaz, acı kendini gösterir. Hani eski bir şairin dediği gibi: "Rabbim! Şayet aramızdaki sevgiyi bölüştürmeyeceksen, bari onun yokluğuna da yanabilecek katı bir yürek nasip et bana."
Eğer sevgili hasta iken hasta olmuyorsak gerçek sevgiyi ve sevinci tadamayız. Sevgilinin hastalığına ziyarete gidince hastalanan âşık, elbette sevgilisi ziyaretine gelince onu görür görmez iyileşecektir.

İskender Pala
 

Yorum (1) Yorum yaz!

aşk 29 harftir........


17/1/2008 · Kategori: edebiyat

A..........

 

aşktır.......

yağmur tanesidir...

aşktır......

bahta yemin ettirendir.

ilk orucun iftarının ilk zeytinidir.

aşktır......

bir insanın üç günlük dünya hayatında karşısına çıkabilecek en büyük numaradır.

sihirdir,büyüdür.

aşktır..........

talandır...yangın yeridir.....

aşktır.......

en çok istanbulen,karlı erzincan,en gizli mardindir

herkes için bir keredir.

 

B............

bir iyi şeydir.

aşk dağlayandır.

aşk için ağlanıyorsa gözyaşı ateştir,nardır.

dağlıdır aşk,yalnız ve aidiyetsiz bir dervişin kendi keşfettiği ibadet biçimidir.

meryemdir aşk.

koşmaktır aşk.

aşk,safa ile merve arasıdır.

 

C..............

ceylandır aşk...

dağlarda gezen maraldır.

ferhat gibi,kerem gibi,kanber gibi gözükaralıktır.

aslı gibi,şirin gibi,arzu gibi bekleyendir.

suya suret düşürmektir aşk...

bir düş içine,bir düş içinde düşmektir...

aşk,yedi dağın efesidir...

aşk ''her canın eremediği sırrı'' bir gönül düşürmeyle

keşfetmek,bir baht durağında yarlardan aşağı yuvarlanmaktır.

 

Ç.................

çaresizliktir aşk...

aşk insanın en yalın çaresizliğidir aslında

kristal bir gençliği avuçlarından düşürüp paramparça etmektir aşk.

aşk bir kuyuya yuvarlanmaktır

hiçbir kervanın geçmediği yolda düşülen bir kuyu

aşk,karanlığı yaran bir çığlıktır...

insanın içinden kendi derininden kopan bir çığlıktır aşk

 

D..............

darmadağındır aşk.

aşk,her gidişin,her terk edişin neden birbirine bu kadar

benzediğinin anlaşılmamasıdır.

aşk aslında,tek başına ve sadece ermektir belkide.

aşk,bütün evliyaların gizlediği,bütün abdalların izlediği,bütün dervişlerin içlerinden geldiği gibi devrana dönmesinin dokunulmazlığıdır.

aşk,insanın en iyi kendine yanlış yapma yeteneğidir.

sürgit umutların nihayetsizliğinde koca bir ömrün hesabını''aşk imiş her ne varsa alemde''ye taşımaktır.

aşk,insana en yakışandır.

aşk,mü'mindir.aşk,münkirdir.

aşk önce ''la'' önce ''yok''la başlayandır.aşk,sadece ona yönelmektir.

aşk zordur.

zahmetlidir.

dağı delen ferhata direnip,delinmemektedir.

o yüzden darmadağın,o yüzden bildiği gibi,o yüzden bir günü bir gününe denk olmayandır...

 

İBRAHİM SADRİ

DEVAMI KİTAPTA MERAK EDENLERE TAVSİYEMİZDİR...

Yorum (yok) Yorum yaz!

KAR ŞİİRİ


3/1/2008 · Kategori: edebiyat

KARIN YAĞDIĞINI GÖRÜNCE

KAR TUTAN TOPRAĞI ANLAYACAKSIN

TOPRAKTA BİR KARIŞ KARI GÖRÜNCE

KAR İÇİNDE YANAN KARI ANLAYACAKSIN

 

ALLAH KAR GİBİ GÖKTEN YAĞINCA

KARLAR SICAK SICAK SAÇLARINA DEĞİNCE

BAŞININ ÖNÜNE EĞİNCE

BENİM BU ŞİİRİMİ ANLAYACAKSIN

 

BU ADAM O ADAM GELİP GİDER

SENİN ELLERİNDE RÜYAM GELİP GİDER

HER AFFIN İÇİNDE BİR İNTİKAM GELİP GİDER

BU ŞİİRİMİ ANLAYINCA BENİ ANLAYACAKSIN

 

BEN BU ŞİİRİ YAZDIM AŞIK ÇEŞİDİ

ÖYLE KAR YAĞDI Kİ ELİM ÜŞÜDÜ

RUHUM SENİ DÜŞÜNÜNCE IŞIDI

HER ŞEYİ BENİ ANLAYINCA ANLAYACAKSIN

 

SEZAİ KARAKOÇ

Yorum (yok) Yorum yaz!

gencinen olsam viran edersin


3/1/2008 · Kategori: edebiyat

gencînen olsam vîrân edersin

âyînen olsam hatrân edersin

 

tîr-i nigehden dâğ-ı derûna

baksan ne işler seyrân edersin

 

sâkî keramet sende yâ bende

bahri habâba mihmân edersin

 

nezzâre-i germ ettikçe ey çeşm

ateşle âbı yek-sân edersin

 

ey huşk zâhid dem urma meyden

dest-i dû'ayı mercân edersin

 

zâhid o meh-veş pür-nûrdur kim

bütdür demezsin îmân edersin

 

mâdâm uçarsın gözlerde ammâ

rûyun perî-veş pinhân edersin

 

tabl-ı tehîden gümdür sühanlar

bîhûde gâlibefgân edersin

 

etvâr-ı çarha uy mevlevî ol

seyrân edersin devrân edersin

 

ŞEYH GALİB

 

definen olsaydım kırar dökerdin beni.aynan da olsaydım,kendine hayran ederdin...

 

bir baksaydın ok bakışınla yaraladığın gönlüme...neler,neler seyrederdin neler?

 

ya sende var keramet,ya bende ey saki;(çünkü sunduğun badeyle)denizi damlaya konuk konduruyorsun.

 

yana yakıla(sevgiliye)baktıkça a gözüm,ateş ile suyu eşit arttırıyorsun.aşkın ateşi ile hasretin gözyaşı birbirini ne söndürebilir,ne yakabilir.

 

ey hoşgörüsüz sofu!içkiden bahsetme durup dururken.mercan dalı gibi taş mı kesilsin duaya açık ellerimiz?(yoksa özel''mercan duası''mı okuyalım senin için?!...)

 

a sofu!o ay parçası öyle bir nurdur ki,sen bile puttur demez,iman edersin.

 

sevgili!periler misali yüzünü gizlemek nedir bir yandan;öbür yandan gözlerde uçup durmak da ne?

 

galip!boş davuldan güme gidiyor sanki sözlerinve figanların boşuna!...

 

gel,mevlevi ol.göklerin bir bir etrafında dönüşlerine uyarak kâh dönersin,kâh dönerken gezersin!......

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Yorum (2) Yorum yaz!

GÖNÜL ÇALABIN TAHTI


31/12/2007 · Kategori: edebiyat

     GÖNLÜM;

     evim,ocağım,yurdumsun!

     dışında olamadığım,içinden çıkamadığım.tozunu yıkamaya yetişemediğim yıllar yılı;pasını silmeye asırlar boyu.bekledim,hep bekledim taze toprak kokusunu getirecek rahmetini tecellinin.anahtarını kaybettiğim günde düştüm yollarına derbeder sürgünlerin.sırçadan nazargahı idin Rahman'ın,kırmaya kıyılamayan.sengsâre düşürdük seni.

 

HAK BİR GÖNÜL VERDİ BANA,HÂ DEMEDEN HAYRAN OLUNUR.

 

     sılam,memleketim,vatanımsın hem.

     bir türlü kavuşamadığım,kavuşmaya doyamadığım.kıble sabahlarının halvetiyle açan yediverenim.karanlıkların ardında uyandırmadan kimseleri,uyandırdın sevgimi;gecelerimi yıkadın,dolunaylara doldurdun.

 

ŞÂM-I GAMDA CİLVE-İ DÎDÂR UMARSIN GÖNÜL.

 

     hasretim,hicranım,firkatimsin.

     aramadan bulduğum,yola koyulmuş göçüm.Mekke'de hüzün yılımsın aç ve susuz;Ebu Talib ve Hatice'siz.Bedir'de bir söz:''denize girersen seninle gireriz''ve Akabe'de yeminlerin en şahanesi,can verip cennet alma üzerine.gecelerin hakimi,gözyaşlarının pınarı.EFENDİMSİN...

 

ÂTEŞ-İ AŞKINLA GÖZYAŞIN ŞARÂB EYLER GÖNÜL

 

     hayatım,ömrüm,varlığımsın.

     sütten kesilmiş bebeklerin merhamet umudu,hesap gününe hâkim efsaneler güzeli.matarasından abıhayat içen süvariler serdarı.sevilmeye şayesta dilberim,kuşkulardan arındırılmış günaydınım.güzellik mushafının sernamesi,ilk nur.

 

GÖNÜL DERLER SER-İ KÛYUNDA BİR DÎVÂNEMİZ KALDI

 

     AAAAAAHH,GÖNÜL!...yaralım,bîmârım,hastam.

     merhemine koştuğum,zehriyle düştüğüm.beşeriyetimin pervasız ayinlerinde kurban olanım.aşk sultanıma otağ,gam ordusuna karargâh.sadağımda zehirli peykanımsın gamzelerden;küplerinde köpüren pahalı şaraplara ödediğim pahasın ruh iklimlerinde.uğrular eline tutsak şehzadem.ikiye bölünmüş varlıkların madde ile tartılan manası.hani ya,''mal da fayda vermez o gün,oğullar da;halis ve pak bir gönül ancak...''

 

GÖNLÜM,HAFAKANLAR İLE DALGALANAN BAYRAK

 

     çilem,acım,kederim!GÖNLÜM!

     sustukça hoş geçimlim,dile geldikçe parlayan alevim.kopup saçılan gerdanlığında soylu nedimelerin,savrulan incileri yere hüzünlerimin.hüzzamlarla bağlayan cümle neşidelerimi;çığlıksız uyanılan düşüm.Notre Dame'ın kamburunda gizleyen kendini ve Dulsinea için dövüşen yel değirmenlerimle.titrek ellerimde bir dolu peymane...dağların dile yüklenmediği o ağır yük...

 

GÖNÜLDENDİR ŞİKAYET KİMSEDEN FERYADIMIZ YOKTUR.

 

    AH GÖNÜL!

    rüyam,hayalim,hülyam.

    sellerle kaybettirdiler izini ilkin ve iz sürmeyi unutturdular bana.ateşini külde sakladılar ve külü ateşe koydular.seninle yaşadığı kadim medeniyetini arıyor şimdi bir millet ve Simurglar akla mağlup,maddeye tutsak.Kafdağı'nda nöbeti ifritler tutuyor;üftade sultanların saraylarında ötmekte baykuşlar.ikiye bölünmüş varlıklarımız ve yalnızca maddeyle tartılıyor hayat.cılız başaklar semiz başakları sarıyor;zayıf gürbüzü yutuyor.ellerinde iksir taşıyan güzeller büzülmüş loş ve kuytu parmaklıklar  ardına ve sevgisizliğin avuçlarından boşalan enginlerde pusulasız kadırgalar misali çalkalanıyor beşer.

 

NELER ÇEKER BU GÖNÜL SÖYLESEM ŞİKAYET OLUR.

 

     esenliğim,sevincim,neşem.

     Tur Dağı'na giden Musa'm,Nuh gemisine dönen güvercinim.orta çağdan kalan iyimserliklerin solgun baharı,düşümde her gece gördüğüm kelebek.biliyorum,yol tenha,dal mecalsiz ve su durgun;çiçeğin rengi solmakta,şarkısı sona eriyor kuşların.bir medeniyet,durgun havuzlarında yaktığı aklının kara dumanlarına bürünüp mersiye okuyor ardından şimdi senin.EY GÖNÜL MEDENİYETİ!...sevgisizlikler,zulümler,kötülükler sardı yokluğunda çevremizi.ama biliyoruz ki,sen yaşıyorsun hala ve ısıtıyorsun bedenimizi,ışıtıyorsun ruhumuzu.sensiz olmuyor mirim,sensiz olmuyor.

 

HEM KADEH HEM BÂDE HEM BİR ŞÛH SÂKÎDİR GÖNÜL

 

GÖNLÜM !AZİZ DOSTUM!...

NERELERDESİN,YA DÖN ARTIK YURDUNA;YA İKİ SATIR YAZ BİZE...

 

İSKENDER PALA

KİTAB-I AŞK

Yorum (yok) Yorum yaz!

donuk aşk


8/11/2007 · Kategori: edebiyat

Yine akşam oldu,

Yalnızlık omuzlarıma çivisini çaktı yine,

Uzaklık aynı gerçi,

Heryerdeyken olan uzaklığın pek değişmedi,

Yine akşam oldu orda olduğu gibi,

Görebiliyorum seni burdan da,

Aynısıydı ordayken de,

Uzaklıktan korkmuyorum belki de,

Orada da aynıydı uzaklık gerçi

Donuklaşmış oldu artık bu,

Bir o kadar da hüzünlü romanlar gibi,

Galiba ben baştan kaybetmişim,

Belki de ben baştan kazanmışım, insanlık kaybetmiş...

     SEZAİ KARAKOÇ

Yorum (2) Yorum yaz!

leyla köşesi


8/11/2007 · Kategori: edebiyat

Bir de bakalım Leyla köşesinden

Aşkın kadın adlı penceresinden

Bırakmıştı kendini yazılmış olana

Susmak ve konuşmamak denen cana

Evlenmişti ve görünüşte mutlu

Şimdiden memnun ve gelecekten umutlu

Fakat bir eksiklik ufacık bir nokta

Kalbi kurcalıyordu hala

Mecnun ne olmuştu neredeydi

Nasıldı ne yapıyordu hali neydi

Geceleri loş gölgeler arasında

Kum tepelerinde ay yarasında

Mecnuna benzeyen hayaller olurdu

Bu anlarda sanki kalbi dururdu

Bitmiş olan bir daha mı başlayacak

Ne çare başlayan başlamamış

Bitmiş bitmemiş olacak

Gibi gelirdi Ona

Ürküntü geçmiş ama erememişti huzura

Karanlık bitmiş fakat erememişti huzura

Ay tutulmuş tutulmuş kurtulmuştu

Gçnlu zaman zaman tutmuştu mustu

Gün kırmıştı siyah çerçevesini

Yarmıştı ışıkta ötesini berisini

Baskın korkusuyla ürperen çadırların

Bugün düzen ve güven, ama yarın!!

Yarına bir güvence olmayan

Neye yarar böyle bir şimdiki zaman

Acıyla da olsa dopdolu olan hayat

Boşalmıştı zemberegi boşalmış bir saat

Gibi. Dönmüştü bomboş bir kagıda

Agızdaki tad benzemiyor eski tada

Irmak kurumuş rüzgar esmiyor

Yakıcı güneşi bir parçacık bulut örtmüyor

Arzu ve korku iki karanlık duygu

Yüreginde birbirini kovalayıp duruyordu

Ya bir gün geri dönerse Mecnun

Yine altüst olursa ortalık bütün

Daha mi iyi olur daha mi kötü bilmiyordu

Bir umut vardı gönlünde eksilmiyordu

Sonra kızıyordu kendine kınıyordu kendini

Kapamak istiyordu içinde eskinin kepengini

Eski oldu diyelim ama neydi yeni

Ve nasıl eskitmeli eskimiyeni

Nasıl öldürmeli ölmeyeni

Nasıl diri sayarsın ölü olanı

Eski bir zehirdi belki ama yeni

Andırıyordu tatsız tuzsuz bir yemegi

Beklemek neyi bekledigini bilmeden

Gün günü ay ayı kovalarken

Beklemek bir vaktin dolusunu

Öç alan kaderin zalim oyunu

Her şey akılla kurulu akılla düzgün

Ama aklın içinde olmalı baharat gibi

Bir parça delilik

Oysa mecnun almış bütün deliligi gitmiş

Kupkuru bir hayat kalmış ve adeta oyun bitmiş

Arzulanan zenginlik, at kumaş ve ziyafet

Yetmez olur insana bir gün elbet

İnsan hep birşey umar bekler

Ne oldugunu bilmez fakat

Fakat sonradan duruldu Leyla

Tevekkülle huzuru buldu Leyla

Ruhta kopan fırtınalar dindi

Gökten gönle sükunet indi

Anladı ki acı tatlı soguk sıcak

Geçmiş ve gelecek ayrılmak ve kavuşmak

Hep aynı varoluşun dönüşümleri

Aydınlanışları ve sönüşümleri

Her şey havada döner durur

Sonunda Tanrı varlıgında yok olur

Ruh hürdür vücut esir

Ruh baldır beden zehir

Ruh hürdür Tanrı aşkıyla

Baglı degil yer ve zaman kaydıyla

Farketmez gelse gelmese Kays (Mecnun) Ona

Gitse gitmese Ona Leyla

Tanrı katında buluşmuşlardır

Hakikat yurduna kavuşmuşlardır

 

    SEZAİ KARAKOÇ

 

Yorum (1) Yorum yaz!

sultan


8/11/2007 · Kategori: edebiyat

seçkin

bir kimse değilim

ismimin baş harfleri acz tutuyor

bağışlamanı dilerim

 

sana zorsa bırak yanayım

kolaysa affı esirgeme

 

hayat bir boş rüyaymış

geçen ibadetler özürlü

eski günahlar dipdiri

seçkin bir kimse değilim

ismimin baş harflerinde kimliğim

bağışlanmamı dilerim

 

sana zorsa yanmaya razıyım

kolaysa affı esirgeme

 

hayat boş geçti

geri kalan korkulu

her adımım dolu olsa

işe yaramaz katında

biliyorum

bağışlanmamı diliyorum

                                   CAHİT ZARİFOĞLU

Yorum (1) Yorum yaz!

« Önceki ::

esma - neslihan