rehnüma sultan 9 Takipçi | 3 Takip

BİR GENÇ KIZIN GÖZYAŞLARI

2007-11-30 12:24:00

 "Adana'nın Kozan ilçesinde başörtülü İmam Hatip Lisesi Öğrencisi, ödülünü almak için çıktığı kürsüden indirildi. İlçenin kompozisyon yarışmasını İHL'li 11-C öğrencisi Tevhide Küçük birincilikle kazanmıştı. Ödülünü almak için kürsüye çıktı. Ancak Garnizaon Komutanı ve Kaymakam'ın "indirin onu" tepkisi üzerine İlçe Milli Eğitim Müdürü tarafından kürüsden alaşağı edildi." 

İŞTE TEVHİDEYE ÖDÜL KAZANDIRAN YAZI:

 

“Dünyanın her yerinde öğretmenler, toplumun en fedakâr ve saygı değer insanlarıdır” diyen Başöğretmen'in duyduğu saygı kadar saygı duyuyorum sana. Onun verdiği değer kadar değerlisin...

Öğretmen… ne demektir öğretmen? Öğretmen, toplumu cehaletten kurtarmaya çalışan bir savaşçı. Alilere, Fatmalara, Yasinlere bilgi dağıtan, onlara sevgiyle yaklaşan, onları saran sıcak bir kucak. Ya da ufukları aydınlatan bir kandil…

Ben, seni böyle tarif ediyorum öğretmenim. Yalnız bu kadar mı? Hayır. Sen bir ufku aydınlatmak uğruna mum gibi erimeye razı olan. Sen, taze ruhları işleyip, onlara şekil veren. Ve sen ki; tarumar olmuş bir bahçenin son ümidi… Bir heykeltraşın mermere verdiği şekil misali bilginle şekillendir beni. Sadece beni mi? Hayır, ben nasıl muhtaçsam sana bir öksüz, bir yetimde öyle muhtaç.

ÖĞRETMENİM SEN BİR ANNESİN

Sen “ah, bir öğretmenim olsa, beni bilgisiyle sulasa, beni ısıtsa” diyen sokak çocuğunun hayalisin. Onun masum gözlerinde canlandırdığı annesin. Ya da baba… Bunca çiçekler susuzken sana, bilgi yağmurunu sal onlara. Yağmurunda can bulsunlar, güneşinde sevgi. Uzatmalısın ellerini.

Yetişmeli elin taa Doğulara, Batılara, Kuzeylere ve Güneylere. Hatta dünyanın dört bir yanına. Fakat ülkeler değil, gönüller fethetmelisin. “Dünyanın her yerinde öğretmenler, toplumun en fedakâr ve saygı değer insanlarıdır.” diyen Başöğretmen'in duyduğu saygı kadar saygı duyuyorum sana. Onun verdiği değer kadar değerlisin. Gözlerine baktığımda görmeliyim; okyanusların derinliklerini, dünyayı, gezegenleri. Ellerini uzattığında anlamalıyım; tarihimi, geçmişimi, atalarımızın bizler için yaptıklarını. Ve dudaklarında dökülen her söz belleğime yerleşmeli.

BİR GÜN GÖREVİN KALMALI YADİGAR

Birgün gelmeli. Öyle birgün gelmeli ki, görevin yadigâr kalmalı bana. Verdiğin emeği, sevgiyi, bilgiyi ben de sunmalıyım Mehmetlere, Sevdalara. En güzide bilgiler vererek yetiştirmeliyim onları. Bana “öğretmenim” diyen küçük kalpleri hazırlamalıyım geleceğe…

İşte bu duygularla nesillere ulaşmalı. Öğretmenlik, Sadece 24 Kasımlarda değil, Şubatlarda, Nisanlarda da hatırlanmalı öğretmenin değeri. Toprağın altında gömülü kalmamalı, asırlarca. Bilgi için GÖNÜLLER KAZANMALI BİR ÖĞRETMEN, GÖNLÜNÜ ADAMALI BİR ÖĞRENCİ…

Tevhide Kütük / Kozan İmam Hatip Lisesi 11. sınıf öğrencisi


VE BÜTÜN BU OLANLAR ÜZERİNE BİR YORUM:

 

 

BİR GENÇ KIZIN GÖZYAŞLARI

Adı Tevhide Kütük. 15 yaşında. İmam hatip öğrencisi. Adana, Kozanlı. Öğretmenler Günü nedeniyle düzenlenen kompozisyon yarışmasında birinci olmuş. Öğretmeni, eğitimi en iyi o anlatmış.

İlçenin eşrafı eksiksiz törende. Kaymakamdan garnizon komutanına kadar, yok yok. Heyecanla ödülünü almak için kürsüye çıktığında öfke dolu bir ses: 'İndirin onu'. Bu devletin sesi olamaz.

Kendini devlet sanan birilerinin sesi. Sahibi önemli değil. Komutan ya da kaymakam. Kamusal alan saçmalığının geldiği son nokta işte bu. Tevhide'nin tek suçu başındaki örtü. Derdest edilmesinin tek sebebi... Belli ki bu muameleyi sadece Tevhide değil kimse beklemiyor. Salonda büyük bir şok. Genç kız çaresiz.

Yaşadıkları karşısında hıçkırıklara boğulmuş. Boynu bükük, gözü yaşlı fotoğrafları birkaç gündür gazete sayfalarında. Bütün masumluğu yüzüne yansımış. Bu görüntü yıllar yılı unutulmayacak. Hafızalara kazındı çünkü. Baktıkça insanın içini acıtıyor. 'İndirin onu' komutu da Tevhide'nin gözyaşları da hep hatırlanacak.

Mizah dergisi Leman olayı kapağına taşımış. Karikatür çok manidar: Başı kapalı bir genç kız büyük bir postalın darbesiyle yere serilmiş. Üzerinde 'Bir genç kızın gözyaşları' yazıyor. Mizah değil bu, karamizah. Güldürmüyor, insanın içini sızlatıyor. Neylersin Türkiye'nin bir yüzü de bu.

Tevhide henüz hayatının baharında. Okuldan başka dünyası yok. Ne siyasi simge bilir, ne politik mücadele. Başını örtmesi sadece inancı gereği. Ne şov ne gösteri peşinde. Ne de ideolojik duruşu olabilir. Masum bir inanç, o kadar. Bir imam hatip öğrencisi. 15 yaşındaki bir genç kızın örtüsüne bundan öte anlam yüklemek akla ziyan.

Devlet 15 yaşındaki kızın örtüsünden bu kadar korkar mı? Devletin böyle öfkesi olur mu? Bir genç kıza böyle davranacak kaç devlet var dünyada? Sırf başı örtülü diye 15 yaşındaki kızı ağlatan devlet görüntüsü yakıştı mı Türkiye'ye? Maalesef resmi törenler veya özel günler dolayısıyla düzenlenen resepsiyonları fırsat bilerek sırf başörtülü eş yüzünden çıngar çıkarmayı hedefleyen kesimler var.

Son dönemde Tevhide'nin dramı kadar ağır olmasa da kimi tatsızlıklar hiç eksik olmuyor. Her törende bir iki tatsız olay yaşanıyor. Başları örtülü belediye başkanı veya milletvekilinin eşi gelmeye görsün... Tören bir anda kâbusa dönüyor. Protesto, boykot... Sanki bunun için özel çaba harcayanlar var.

Üzücü olan, bu fotoğraf karesine asker girmeye başladı. Eskiden başörtüsü yasağı deyince akla YÖK ve CHP gelirdi. Yasağın katı savunucusu ve uygulayıcısı siyasette CHP, üniversitelerde rektörler ve başlarındaki YÖK'tü. Son dönemde münferit bazı olaylar üzerine askerî kesim başörtüsü karşıtı bir görüntüye büründü. Paşaların karşılama sırasında Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün eşine dönük kaçış manevraları, resmi törenlerde başörtülüler gerekçe gösterilerek yaşanan tatsız hadiseler...

Askeri, başörtü karşıtlığında YÖK ve CHP'nin önüne geçirdi. Başörtüsü toplumun hassas olduğu bir konu. Ağırlıklı kesim bu konuyu siyasi çerçevede değil inanç kapsamında görüyor. Askerin bu fotoğrafta yer alması Türkiye için iyi değil. Asker, başörtüsü gibi hassas konularda gündeme gelmemeli. Başörtüsüne karşı sert ve tavırlı duruşunun yıpratıcı etkisini bir daha düşünmelerinde yarar var.

15 yaşındaki bir genç kıza bu ağır şoku yaşatmaya kimsenin hakkı yok. Nedeni başörtüsü veya başka birşey olsun, fark etmez. Özellikle kendini devletin yerine koyanların çok daha dikkatli davranması gerekir.

28 Kasım 2007, Çarşamba

ZAMAN GAZETESİ

MUSTAFA ÜNAL

 

bütün bunların üzerine ne söylenebilir ki...söyleyecek birşey bulamıyor ki insan...en iyisi susmak mı,susmak mı acaba?bilmiyorum.susmak ve en adaletli olana bırakmak.öyle bir gün gelecek ki imanlı kişi imanını elinde kor gibi taşıyacak demiş güzeller güzeli.işte imanımızı elimizde kor gibi taşıma zamanı.bizler elimizde ateşle yürüyoruz diriliş zamanına...şimdi susmak ve yürümek zamanıdır.ateşle imtihan zamanı.....

0
0
0
Yorum Yaz