rehnüma sultan 9 Takipçi | 3 Takip

aşktır ki,gerisi vesairedeir...

2008-02-08 12:08:00

aşk derdiyle hoşem el çek ilacımdan tabib

kılma derman kim helakim zehr-i dermanındadır.

                                         FUZULİ

 

AŞIK OLUP BUNU GİZLEYEN VE BU ŞEKİLDE ÖLEN ŞEHİTTİR.

 

sevgili!

aşkın şiirini yazmak isterdim sana;sana aşkı şiir ile yazmak isterdim...aşkı seninle tanımlamak ister,aşık sende tanımak isterdim.ay ikiye bölündüğünde yanında olmak,uhudda dişini avucuma almak isterdim.

sevgili!

şimdi senden uzakta,aşk şudur diyebilsem eğer,son defa kendimi ve ilk defa okuyucumu kandırmış olacağım.çbildim dediğim bir aldanıştır çünkü o,duydum dediğim bir yanıştır.şimdi ayın,şın ve kafları çıkardılar elifbelerden de sensizliğin mektebinde bir sabra mıhladılr bizi eliflerele helerden.sensizlikte hasretin hüzzamlarını öğrendik kucak kucak ve aşkın nihavent saltanatını arar olduk köşe bucak.bildiğimizi sandıkça yandık da yolunda,yolunda yandığımızı sandıkça bildik sonunda.aşkın gerçeği değildi bildiğimiz,ama aşkın ateşiydi yandığımız.artık şüphedeyiz,canları yare ulaştıran bir sel miydi aşk,şekeri güzele sunupağuyu kalbe bulaştıran bir elmiydi?..sana varacak yolların çilesi miydi;tutkular ötesi tutkunun zirvesi,hasretle yanışların sesi miydi!...

galiba varlığın çekim alanına giren en ulvi acıydı aşk;ve maddeyi manaya veren en cömert sancıydı.ruhların çeşitli varlıklar arasında bölüştürülen süsüydü belki;belki ötelere yazgılı yitirişlerin türküsüydü.kalp kalbe konan kelebek kanatlarında renk;kudümlerde düşünüp neylerde ağlayan ahenkti aşk.şarkın bütün şiir macerasıydı,belki yesribli sevgililer için tutulan bir anadolu yasıydı.yağmur yağmur belaya başını tutmaklar ve ateş ateş denizlere kendini atmaklardı.mansuru dara takanda,halili oda yakanda oydu ve oydu eyyubu derde bırakanda.tuz kadar mübarek,ekmekçe aziz idi;toprakleyin bereket,su gibi temiz idi.

aşk iğnesiyle dikilince bir dikiş,kıyamete kadar sökülmez imiş.aşk ile insan elbet güneşe benzer;ve aşksız gönül misal-i taşa benzer.hayatı aşka bölünce hayat çoğalır;bütün hayatları toplasan geriye aşk kalır.gelip kemiğe dayanınca dünya,hayata atılan kement olur;göz kapaklarından vurulunca kasırgalar,annelerce deprem,babalarca bent olur.aşksız bahar dallarını kuru bir ayaz boğar,aşksız rahmini yargılayan bebekler nagehan doğar.mahrem düşüncelerle perdelenen odalarda ya ezel ya ebed olur;aşk kayıp gidersedünyadan ebed kıyamet olur;sevgisizlik gelir,dünya cehennem olur.

aşk gelince burukluğun şiirinde hüzün dokur heceler;ve azarlanmış kalpleri ısırır tam yarısında geceler.saban onunla sürerse toprağı koşarak,ancak o vakit yeşerir taze bir başak.atların nallarından yıldırımlar masallara dökülür ve yollanamayan mektuplarda  nice kalpler sökülür.kayan yıldızlar gibi büzülür elem dehlizlerine diller ve melal süzülür gibi melek kanatlarında döker yapraklarını güller.kaderin dehşetini yakan şamdanlar özge pervanelere tesellikar düşer,şefkatli bir ekmek kırıntısıdır kurutulmuş buselere yar düşer.

sevgili!..

kapına geldik;aşkı öğret bize;ve aşkını ver yüreklerimize.

bir nihanice gamzene gamzede aşıkların adına...hani uykuya dalınca kenti ve yalnız başına kalınca kendi...hani yalnız gecelerde konuşmadan kalınca dilleri ve hal üzre gönüller anlar olunca bütün dilleri...vicdan sesinden bizar kürek mahkumlarınca,hani aşıkların hasreti özlemle karınca...hani gurbetin ucunda gönlüme gömen de seni,hani sen gurbet gurbet gönlüme gömende...güneş ve ay nurunu aşkından alırken;güneşin ışığı aya vurur gibi aşığı aydınlatırken...gel ey sevgili bir huzmecik bahşeyle asi aciz üftadene ve umut ver peykin olmaya teşne kem zerrene.aşkları unutan bendene aşkını unutturma!...

herşey sen olsun şu dünyada ve olmasın sen olmayan dünya da.

 

İSKENDER PALA

KIRK GÜZELLER ÇEŞMESİ

 

 

45
0
0
Yorum Yaz